
29 Mayıs 2026 Cuma

Kamuoyunun Takdirine ve Sağduyusuna Saygıyla Duyurulur
ÖZGÜR ÖZEL VE YANDAŞLARININ SOKAĞI HEDEF GÖSTEREN, GENÇLERİMİZİ VE ÇOCUKLARIMIZI DEVLETE KARŞI KIŞKIRTAN SORUMSUZ SÖYLEMLERİNE KARŞI TARİHÎ UYARI BİLDİRİSİ
Aziz Milletimiz ve Değerli Basın Mensupları,
Son günlerde ana muhalefet partisi lideri Özgür Özel ve yandaşları tarafından sistematik bir biçimde körüklenen; aziz milletimizi, geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi ve körpe çocuklarımızı sokak hareketlerine kışkırtan, devlete ve bağımsız yargı mekanizmalarına karşı isyana teşvik eden sorumsuz, tehlikeli ve gayrimeşru söylemleri derin bir endişe ve esefle takip etmekteyiz. Siyasi rant elde etmek uğruna sokağı bir tehdit unsuru olarak öne sürenler, bu aziz milletin sivil meşruiyete ve devlet ebed müddet anlayışına olan sarsılmaz bağlılığını unutanlardır.
Özgür Özel ve sokağı tek hak arama yeri gibi gösteren yandaş zihniyetine, Türk siyasi tarihinin en büyük haksızlıkları karşısında bu milletin evlatlarının sergilediği asil, sabırlı ve hukuk dairesindeki vakur duruşu bir kez daha ihtar etmek ve kendilerine tarihi derslerini hatırlatmak bir vatandaşlık borcudur:
1. Başbakan Adnan Menderes’in İdamı (27 Mayıs 1960)
27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle milletin helal oylarıyla seçilmiş Başbakan Adnan Menderes ve bakan arkadaşları düzmece mahkemelerle şehit edilmiştir. Milletimiz bağrından çıkan liderlerin bu acı akıbeti karşısında derin bir matem yaşamış; fakat Özgür Özel ve zihniyetinin bugün özlemini çektiği gibi asla sokaklara dökülmemiş, devletine isyan etmemiş, taşkınlık yapmamıştır. Sabırla meşru zemini beklemiş ve cevabını sandıkta vermiştir.
2. Kışlalardaki İnanç Yasakları ve Evladının Yemin Törenine Alınmayan Analar
Vesayetçi zihniyetin kışlalarda namazı ve ezanı yasakladığı, dindar subayları YAŞ kararlarıyla ordudan tasfiye ettiği dönemlerde; canından aziz bildiği oğlunu askere gönderen başörtülü analar nizamiyelerden içeri sokulmamış, nizamiyede gözyaşlarına boğulmuştur. Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi dahi sırf başörtüsü sebebiyle Ankara GATA hastanesine alınmamıştır. Bu büyük kitleler maruz kaldıkları bu aşağılayıcı zulümlere rağmen sokakları terörize etmemiş, devletine küsmemiş, vakarını korumuştur.
3. Süleyman Demirel’in “Arabistan” Çıkışı ve İnançlı Gençliğin Dışlanması
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, eğitim hakkı elinden alınan inançlı üniversite öğrencilerine “Gitsinler Arabistan’da okusunlar” diyerek kapıyı göstermiştir. Öz vatanında parya muamelesi gören o asil gençlik, bugün Özgür Özel’in yapmaya çalıştığı gibi yakıp yıkmamış, çocukları sokak barikatlarına sürmemiş, hakkını meşruiyet dairesinde aramıştır.
4. Bülent Ecevit’in TBMM’de Seçilmiş Milletvekiline Yönelik Linç Girişimi (1999)
1999 yılında meclis kürsüsüne çıkıp milletin seçtiği başörtülü milletvekili Merve Kavakçı için “Bu kadına haddini bildirin!” diye feryat ederek demokrasiye kara bir leke süren Bülent Ecevit ve o günkü vesayetçilere karşı, milletin evlatları sokakları anarşi zeminine çevirmemiş, sabırla had bildirecekleri ilk seçim sandığını beklemiştir.
5. Ahmet Necdet Sezer’in Anayasa Kitapçığı Fırlatma Darbesi (19 Şubat 2001)
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Başbakan Bülent Ecevit’in önüne Anayasa kitapçığı fırlatarak devleti kilitlemesi ve ülkeyi 50 yıl geriye götüren Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizini tetiklemesi karşısında; esnaf, işçi ve sanayici büyük bedeller ödemiştir. Ancak hiç kimse devlete başkaldırmamış, isyan çağrılarına kapılmamıştır.
6. Çevik Bir’in Sivil Siyasete Tehditleri ve Liderlerin Siyasi Yasakları
28 Şubat cuntacısı Çevik Bir’in İçişleri Bakanı Meral Akşener’i “yağlı kazığa oturtmakla” tehdit ettiği hırçın dönemlerde, Refah Partisi kapatılıp Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a yasak getirildiğinde ve nihayetinde Recep Tayyip Erdoğan sırf okuduğu bir şiir yüzünden hapse atıldığında; milyonlarca seveni taşkınlık yapmamış, polisine taş atmamış, sabrımızı taşırmayın diyerek metanetle ve ferasetle devletinin yanında durmuştur.
Ey Özgür Özel ve Yandaşları!
Geçmişte bu asil millet, en haklı olduğu konularda, liderleri idam edilirken, inançları ve hakları gasp edilirken bile devletine, askerine, polisine el kaldırmamış, kamu malına zarar vermemiştir. Bugün ise haklarında hukuki soruşturma yürütülen birtakım şer odaklarını korumak, yasal süreçleri baltalamak amacıyla çocukları ve gençleri sokağa çağırarak devlete karşı kışkırtmak; en hafif tabirle basiretsizlik, en açık ifadesiyle milletin huzuruna kastetmektir.
Hukuk karşısında herkes eşittir. Haklarında soruşturma açılınca kuduz gibi sokaklara dökülerek insanları kışkırtanlar, suçlu olduklarını gizleme telaşındadırlar. Temiz ve masum gençlerimizi, körpe çocuklarimizi kendi kirli siyasi emellerinize ve isyan provalarınıza kalkan yapmanıza bu aziz millet asla müsaade etmeyecektir.
Özgür Özel ve yandaşlarını bir kez daha akıl, izan ve sağduyu sınırlarına dönmeye davet ediyoruz. Türk milletinin ferasetini hafife almayın, meşruiyet sınırlarını aşmayın, insanların temiz duygularını suiistimal ederek bu asil milletin sabrını taşırmayın. Haddinizi bilin ve bağımsız yargının işleyişine saygı gösterin!
Kamuoyuna ihtar ve saygıyla duyurulur.
Hakan AKTÜRK
Türkbirkon (Türk Dünyası ve Uluslararası İş Dünyası Konfederasyonu) Genel Başkanı

AZİZ TÜRK MİLLETİ, TÜRK DÜNYASININ YİĞİT EVLATLARI VE ULUSLARARASI İŞ DÜNYASININ TEMSİLCİLERİ;
Bugün, tarihin en kritik dönemeçlerinden birinde, TÜRKBİRKON olarak hem ekonomik gerçekleri hem de askeri stratejileri içeren hayati bir uyarıyı dünya kamuoyuna ilan etmek için buradayız.
1. MOLLA REJİMİNİN KARANLIK VE KİRLİ YÜZÜ: “BÖLGENİN KANLI DÜĞÜMÜ”
İran’daki mevcut Molla rejimi, kendi halkını sefalete mahkûm edip, Riyal’in değerini yerle bir ederken, kirli ve karanlık yüzünü bir kez daha dünyaya göstermiştir. Hürmüz Boğazı’nı kapatarak küresel ticareti rehin alan, petrol fiyatlarını 100-105 dolar bandına fırlatarak dünya ekonomisine suikast düzenleyen bu rejim, İslam coğrafyasının kalbine saplanmış bir hançerdir.
Nisan 2026 itibarıyla içine girdiği sözde “ateşkes” oyunları, sadece zaman kazanma hamlesidir. Kendi topraklarında bir “Geçici Liderlik Konseyi” tartışmaları yaşanacak kadar içten çürüyen bu yapı, sinsi vekalet savaşlarıyla bölgeyi ateşe vermekten başka bir vasfa sahip değildir. TÜRKBİRKON olarak ilan ediyoruz: Türk dünyasının ekonomik ve lojistik damarlarını kesmeye çalışan bu karanlık odak, kendi kazdığı kuyuya düşecektir!
2. İSRAİL’E UYARI: “ATEŞLE OYNAYAN TÜRKÜN GAZABINDA YANAR”
İsrail’in bölgedeki yayılmacı ve hukuk tanımaz tavırları, Türkiye’nin sabrını son raddeye getirmiştir. Bugün sadece biz değil, bizzat ABD Başkanı Trump dahi itiraf etmektedir ki: “İsrail ateşle oynuyor; eğer Türkiye savaşa girerse, seni Amerika bile kurtaramaz!” Türkiye’nin İsrail karşısındaki duruşu sadece bir kınama değil, stratejik bir caydırıcılık abidesidir. KAAN savaş uçağımızdan TCG Anadolu’ya kadar her bir milli hamlemiz, İsrail’in bölgedeki şımarıklığına karşı birer settir. Sosyal mecralarda dile getirilen “fetih” ruhu, milletimizin adalete olan susuzluğunun dışavurumudur. İsrail bilmelidir ki; Türkiye, NATO içindeki gücü ve bölgedeki devasa ordusuyla, kimsenin oyuncağı olmayacak kadar büyük bir devdir.
3. CAN AZERBAYCAN VE ZENGEZUR: TAVİZSİZ KIRMIZI ÇİZGİMİZ
Türkiye’nin Azerbaycan üzerindeki korumacı hamleleri, kardeşliğin ötesinde askeri bir bütünlüktür. Şuşa Beyannamesi ile mühürlenen “Tek Millet, İki Devlet, Tek Ordu” iradesi, 2026 yılında sahadaki en büyük gerçektir.
Zengezur Koridoru’nu engellemeye çalışanlar, Türk dünyasının birleşmesini durduramayacaktır.
Azerbaycan’a uzanacak her kirli el, karşısında Türk ordusunun çelikten iradesini ve TÜRKBİRKON’un devasa ekonomik gücünü bulacaktır.
4. EKONOMİK KUŞATMAYA KARŞI TAM BAĞIMSIZLIK
Dünya ekonomisi petrol şoklarıyla sarsılırken, Türkiye sanki bir savaşın içindeymişçesine bu maliyetlerle mücadele etmektedir. Mutfaktaki yangın, ulaşımdaki zamlar ve sanayideki enerji maliyetleri, küresel bir operasyonun sonucudur. Ancak Türk iş dünyası olarak diyoruz ki; Rusya, Çin ve İran denkleminde Türkiye bir piyon değil, masayı kuran ve gerekirse dağıtan güçtür!
SONUÇ OLARAK;
Türkiye Cumhuriyeti, ne Molla rejiminin sinsi tuzaklarına ne de İsrail’in pervasız saldırılarına boyun eğecektir. Bizler, TÜRKBİRKON çatısı altında toplanan binlerce iş insanı olarak; devletimizin alacağı her askeri kararın, ordumuzun atacağı her adımın ve Azerbaycan’ın her bir karış toprağının maddi ve manevi bekçisiyiz.
Türk Milleti müsterih olsun; bu ateş çemberinden Türk Birliği’nin sarsılmaz gücüyle çıkacağız!
Ne Mutlu Türküm Diyene!
TÜRKBİRKON Genel Başkanı HAKAN AKTÜRK
TARİH: 27 Nisan 2026

TÜRK BİRKON (Türk Dünyası ve Uluslararası İş Dünyası Konfederasyonu) Genel Başkanı Hakan AKTÜRK
TÜRKÜN AZAMETİNİ VE MEHTERİN SESİNİ SİNDİREMEYEN ŞER ODAKLARINA VE CHP ZİHNİYETİNE İHTARIMIZDIR!
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi, Türk milletinin iradesinin tecelli ettiği mukaddes bir günde; şanlı tarihimizin sesi, ecdadımızın nefesi olan Mehter Takımı’na karşı sergilenen sırt dönme eylemi ve protesto girişimi, en hafif tabiriyle bir akıl tutulması ve milli şuur yoksunluğudur.

Bu saygısızlığı sergileyen CHP zihniyetinin bu tavrı, yalnızca bir müzik grubuna değil, Türk milletinin binlerce yıllık zaferlerle dolu mazisine ve bu toprakları vatan kılan ruhun kendisine karşı yapılmış alçakça bir saldırıdır.
Mehter: Dünü, Bugünü ve Yarını Titreten Türk’ün Sesidir
Mehter Marşı, sadece bir askeri marş değildir; o, yedi düvele diz çöktüren, Türk’ün adaletini ve kudretini dünyaya ilan eden ilahi bir sedadır.
Tarihsel Gerçeklik: Mehter, geçmişte olduğu gibi bugün de, gelecekte de Türk düşmanlarının kalbine korku, dostlarının gönlüne güven salmaya devam edecektir.

Dünya Mirası: Dünyanın ilk askeri bandosu olan Mehteran, sömürgeci güçleri ve Türk’ün varlığından rahatsız olan odakları her devirde titretmiş bir vakardır.
İçimizdeki Bizans ve Ermeni Kalıntılarına Geçit Vermeyeceğiz
Milli bayramımızda, kendi öz kültürüne sırt çevirecek kadar köksüzleşen bu yapının tavırları, bizlere bu topraklara ait olmayan, adeta içimize sızmış yabancı unsurların ve Ermeni diasporasıyla paralel düşünen odakların alçakça refleklerini anımsatmaktadır. Türk’ün zafer marşı çalınırken arkasını dönenlerin aidiyeti, bu şanlı vatan değil, ancak Türk düşmanı mahfiller olabilir.
Türk Dünyası Olarak Deklare Ediyoruz!
TÜRK BİRKON olarak, Türk dünyasının birliğini ve ekonomik gücünü temsil eden en üst çatı kuruluşlarından biri vasfıyla tüm dünyaya ve bu hadsiz eylemi gerçekleştirenlere ilan ediyoruz:
“Şanlı Mehterimize ve tarihimize yapılan bu saygısızlık, Türk milletinin onuruna yapılmıştır. Tarihimizi karalamaya, milli değerlerimizi değersizleştirmeye çalışan her türlü zihniyet, karşılarında Türk dünyasının sarsılmaz iradesini bulacaktır.”

Bu çirkin protestoyu gerçekleştirenleri şiddetle kınıyor, CHP yönetimini milletimizin değerleriyle barışmaya ve bu haysiyetsiz tavrı sergileyenler hakkında gereğini yapmaya davet ediyoruz. Türk’ün marşı her çaldığında, sadece Ermeni zihniyetli hainler değil, tüm dünya bir kez daha Türk’ün azametiyle titremeye mahkumdur.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Hakan AKTÜRK TÜRK BİRKON (Türk Dünyası ve Uluslararası İş Dünyası Konfederasyonu) Genel Başkanı

Türk sinemasının efsanevi dönemi Yeşilçam’ın emektar isimlerinden Salih Aktaş, anlamlı bir ziyaretle yeniden gündeme geldi. Sanata ve sanatçıya verdiği değerle tanınan Muhammed Akbulut, usta ismi ziyaret ederek geçmişin hatıralarını günümüze taşıdı.
Tokat’ın Erbaa ilçesinde dünyaya gelen Salih Aktaş’ın sinema yolculuğu, katıldığı bir yarışmayla başladı. Bir dönem Ferdi Tayfur ile aynı projede yer almak üzere düzenlenen sinema yarışmasında, Tayfur’un kardeşi rolü için Türkiye ikincisi seçilen Aktaş, bu başarısıyla Yeşilçam kapılarını araladı. Uzun yıllar ünlü isimlere olan benzerliğiyle dikkat çeken usta oyuncu, sektörden büyük teklifler almasına rağmen baba mesleği olan fırıncılığa yönelerek bu işten emekli oldu. Yeşilçam sahnelerinde az yer almasına rağmen, memleketinde her zaman “Artist” lakabıyla tanınan bir isim haline geldi.
Bu anlamlı buluşmayı özel kılan en önemli detay ise Muhammed Akbulut ile Salih Aktaş’ın hemşehri, köylü ve yakın akraba olmalarıydı. Aynı köklerden gelen iki kuşağın buluşması, ziyarete derin bir samimiyet ve duygu kattı.

Kaynak: Bu haber, İstanbul’da faaliyetlerini sürdüren araştırmacı-yazar, oyuncu Muhammed Osmanlı’nın kaleme aldığı makaleden derlenmiştir.

YAYIN TARİHİ: 23 Nisan 2026
Türk Dünyasının ve Geleceğimizin Teminatı Olan Kıymetli Kamuoyuna;
Bugün, Türk milletinin iradesinin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıldönümünü ve dünyada çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayram olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir gururla kutluyoruz. Ki
TÜRKBİRKON olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” ilkesiyle temellerini attığı bu anlamlı günün, sadece bir milletin bağımsızlık nişanesi değil, aynı zamanda Türk Dünyası’nın birliği ve küresel barışın tesisi için bir ilham kaynağı olduğuna inanıyoruz.
“Güçlü Ekonomi, Müreffeh Bir Gelecek”
Uluslararası iş dünyasının temsilcileri olarak bizler biliyoruz ki; siyasi egemenliğin kalıcı olması, ancak ekonomik tam bağımsızlık ve teknolojik kalkınma ile mümkündür. Bugün çocuklarımıza bıraktığımız her ticari iş birliği, her yatırım ve her vizyoner proje, yarının güçlü Türk Dünyası’nın temel taşlarını oluşturmaktadır.
Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan gönül coğrafyamızda, evlatlarımızın daha müreffeh, daha dijital ve daha sürdürülebilir bir dünyada yaşaması için TÜRKBİRKON çatısı altında durmaksızın çalışmaya devam ediyoruz.
Çocuklarımıza ve Genç Girişimcilerimize Mesajımız
Dünyanın dört bir yanındaki Türk çocuklarına ve gençlerine sesleniyorum: Sizler, sadece ailelerinizin değil, Türk medeniyetinin ve küresel ekonominin yarınki liderlerisiniz. Bizim bugün inşa ettiğimiz diplomatik ve ticari köprüler, yarın sizlerin üzerinde yükseleceği sağlam zeminlerdir. Özgüveninizi, milli değerlerinizi ve evrensel bilgiyle donanma azminizi asla kaybetmeyin.
Bu duygu ve düşüncelerle; Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle yad ediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk dünyasının parlak geleceği olan tüm çocuklarımızın bayramını en kalbi duygularımla kutlar; bu anlamlı günün dünya çocuklarına barış, huzur ve kardeşlik getirmesini temenni ederim.
Saygılarımla,
Hakan AKTÜRK TÜRKBİRKON Genel Başkanı Türk Dünyası ve Uluslararası İş Dünyası Konfederasyonu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.