
27 Nisan 2026 Pazartesi

AZİZ TÜRK MİLLETİ, TÜRK DÜNYASININ YİĞİT EVLATLARI VE ULUSLARARASI İŞ DÜNYASININ TEMSİLCİLERİ;
Bugün, tarihin en kritik dönemeçlerinden birinde, TÜRKBİRKON olarak hem ekonomik gerçekleri hem de askeri stratejileri içeren hayati bir uyarıyı dünya kamuoyuna ilan etmek için buradayız.
1. MOLLA REJİMİNİN KARANLIK VE KİRLİ YÜZÜ: “BÖLGENİN KANLI DÜĞÜMÜ”
İran’daki mevcut Molla rejimi, kendi halkını sefalete mahkûm edip, Riyal’in değerini yerle bir ederken, kirli ve karanlık yüzünü bir kez daha dünyaya göstermiştir. Hürmüz Boğazı’nı kapatarak küresel ticareti rehin alan, petrol fiyatlarını 100-105 dolar bandına fırlatarak dünya ekonomisine suikast düzenleyen bu rejim, İslam coğrafyasının kalbine saplanmış bir hançerdir.
Nisan 2026 itibarıyla içine girdiği sözde “ateşkes” oyunları, sadece zaman kazanma hamlesidir. Kendi topraklarında bir “Geçici Liderlik Konseyi” tartışmaları yaşanacak kadar içten çürüyen bu yapı, sinsi vekalet savaşlarıyla bölgeyi ateşe vermekten başka bir vasfa sahip değildir. TÜRKBİRKON olarak ilan ediyoruz: Türk dünyasının ekonomik ve lojistik damarlarını kesmeye çalışan bu karanlık odak, kendi kazdığı kuyuya düşecektir!
2. İSRAİL’E UYARI: “ATEŞLE OYNAYAN TÜRKÜN GAZABINDA YANAR”
İsrail’in bölgedeki yayılmacı ve hukuk tanımaz tavırları, Türkiye’nin sabrını son raddeye getirmiştir. Bugün sadece biz değil, bizzat ABD Başkanı Trump dahi itiraf etmektedir ki: “İsrail ateşle oynuyor; eğer Türkiye savaşa girerse, seni Amerika bile kurtaramaz!” Türkiye’nin İsrail karşısındaki duruşu sadece bir kınama değil, stratejik bir caydırıcılık abidesidir. KAAN savaş uçağımızdan TCG Anadolu’ya kadar her bir milli hamlemiz, İsrail’in bölgedeki şımarıklığına karşı birer settir. Sosyal mecralarda dile getirilen “fetih” ruhu, milletimizin adalete olan susuzluğunun dışavurumudur. İsrail bilmelidir ki; Türkiye, NATO içindeki gücü ve bölgedeki devasa ordusuyla, kimsenin oyuncağı olmayacak kadar büyük bir devdir.
3. CAN AZERBAYCAN VE ZENGEZUR: TAVİZSİZ KIRMIZI ÇİZGİMİZ
Türkiye’nin Azerbaycan üzerindeki korumacı hamleleri, kardeşliğin ötesinde askeri bir bütünlüktür. Şuşa Beyannamesi ile mühürlenen “Tek Millet, İki Devlet, Tek Ordu” iradesi, 2026 yılında sahadaki en büyük gerçektir.
Zengezur Koridoru’nu engellemeye çalışanlar, Türk dünyasının birleşmesini durduramayacaktır.
Azerbaycan’a uzanacak her kirli el, karşısında Türk ordusunun çelikten iradesini ve TÜRKBİRKON’un devasa ekonomik gücünü bulacaktır.
4. EKONOMİK KUŞATMAYA KARŞI TAM BAĞIMSIZLIK
Dünya ekonomisi petrol şoklarıyla sarsılırken, Türkiye sanki bir savaşın içindeymişçesine bu maliyetlerle mücadele etmektedir. Mutfaktaki yangın, ulaşımdaki zamlar ve sanayideki enerji maliyetleri, küresel bir operasyonun sonucudur. Ancak Türk iş dünyası olarak diyoruz ki; Rusya, Çin ve İran denkleminde Türkiye bir piyon değil, masayı kuran ve gerekirse dağıtan güçtür!
SONUÇ OLARAK;
Türkiye Cumhuriyeti, ne Molla rejiminin sinsi tuzaklarına ne de İsrail’in pervasız saldırılarına boyun eğecektir. Bizler, TÜRKBİRKON çatısı altında toplanan binlerce iş insanı olarak; devletimizin alacağı her askeri kararın, ordumuzun atacağı her adımın ve Azerbaycan’ın her bir karış toprağının maddi ve manevi bekçisiyiz.
Türk Milleti müsterih olsun; bu ateş çemberinden Türk Birliği’nin sarsılmaz gücüyle çıkacağız!
Ne Mutlu Türküm Diyene!
TÜRKBİRKON Genel Başkanı HAKAN AKTÜRK
TARİH: 27 Nisan 2026

TÜRK BİRKON (Türk Dünyası ve Uluslararası İş Dünyası Konfederasyonu) Genel Başkanı Hakan AKTÜRK
TÜRKÜN AZAMETİNİ VE MEHTERİN SESİNİ SİNDİREMEYEN ŞER ODAKLARINA VE CHP ZİHNİYETİNE İHTARIMIZDIR!
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi, Türk milletinin iradesinin tecelli ettiği mukaddes bir günde; şanlı tarihimizin sesi, ecdadımızın nefesi olan Mehter Takımı’na karşı sergilenen sırt dönme eylemi ve protesto girişimi, en hafif tabiriyle bir akıl tutulması ve milli şuur yoksunluğudur.

Bu saygısızlığı sergileyen CHP zihniyetinin bu tavrı, yalnızca bir müzik grubuna değil, Türk milletinin binlerce yıllık zaferlerle dolu mazisine ve bu toprakları vatan kılan ruhun kendisine karşı yapılmış alçakça bir saldırıdır.
Mehter: Dünü, Bugünü ve Yarını Titreten Türk’ün Sesidir
Mehter Marşı, sadece bir askeri marş değildir; o, yedi düvele diz çöktüren, Türk’ün adaletini ve kudretini dünyaya ilan eden ilahi bir sedadır.
Tarihsel Gerçeklik: Mehter, geçmişte olduğu gibi bugün de, gelecekte de Türk düşmanlarının kalbine korku, dostlarının gönlüne güven salmaya devam edecektir.

Dünya Mirası: Dünyanın ilk askeri bandosu olan Mehteran, sömürgeci güçleri ve Türk’ün varlığından rahatsız olan odakları her devirde titretmiş bir vakardır.
İçimizdeki Bizans ve Ermeni Kalıntılarına Geçit Vermeyeceğiz
Milli bayramımızda, kendi öz kültürüne sırt çevirecek kadar köksüzleşen bu yapının tavırları, bizlere bu topraklara ait olmayan, adeta içimize sızmış yabancı unsurların ve Ermeni diasporasıyla paralel düşünen odakların alçakça refleklerini anımsatmaktadır. Türk’ün zafer marşı çalınırken arkasını dönenlerin aidiyeti, bu şanlı vatan değil, ancak Türk düşmanı mahfiller olabilir.
Türk Dünyası Olarak Deklare Ediyoruz!
TÜRK BİRKON olarak, Türk dünyasının birliğini ve ekonomik gücünü temsil eden en üst çatı kuruluşlarından biri vasfıyla tüm dünyaya ve bu hadsiz eylemi gerçekleştirenlere ilan ediyoruz:
“Şanlı Mehterimize ve tarihimize yapılan bu saygısızlık, Türk milletinin onuruna yapılmıştır. Tarihimizi karalamaya, milli değerlerimizi değersizleştirmeye çalışan her türlü zihniyet, karşılarında Türk dünyasının sarsılmaz iradesini bulacaktır.”

Bu çirkin protestoyu gerçekleştirenleri şiddetle kınıyor, CHP yönetimini milletimizin değerleriyle barışmaya ve bu haysiyetsiz tavrı sergileyenler hakkında gereğini yapmaya davet ediyoruz. Türk’ün marşı her çaldığında, sadece Ermeni zihniyetli hainler değil, tüm dünya bir kez daha Türk’ün azametiyle titremeye mahkumdur.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Hakan AKTÜRK TÜRK BİRKON (Türk Dünyası ve Uluslararası İş Dünyası Konfederasyonu) Genel Başkanı

Türk sinemasının efsanevi dönemi Yeşilçam’ın emektar isimlerinden Salih Aktaş, anlamlı bir ziyaretle yeniden gündeme geldi. Sanata ve sanatçıya verdiği değerle tanınan Muhammed Akbulut, usta ismi ziyaret ederek geçmişin hatıralarını günümüze taşıdı.
Tokat’ın Erbaa ilçesinde dünyaya gelen Salih Aktaş’ın sinema yolculuğu, katıldığı bir yarışmayla başladı. Bir dönem Ferdi Tayfur ile aynı projede yer almak üzere düzenlenen sinema yarışmasında, Tayfur’un kardeşi rolü için Türkiye ikincisi seçilen Aktaş, bu başarısıyla Yeşilçam kapılarını araladı. Uzun yıllar ünlü isimlere olan benzerliğiyle dikkat çeken usta oyuncu, sektörden büyük teklifler almasına rağmen baba mesleği olan fırıncılığa yönelerek bu işten emekli oldu. Yeşilçam sahnelerinde az yer almasına rağmen, memleketinde her zaman “Artist” lakabıyla tanınan bir isim haline geldi.
Bu anlamlı buluşmayı özel kılan en önemli detay ise Muhammed Akbulut ile Salih Aktaş’ın hemşehri, köylü ve yakın akraba olmalarıydı. Aynı köklerden gelen iki kuşağın buluşması, ziyarete derin bir samimiyet ve duygu kattı.

Kaynak: Bu haber, İstanbul’da faaliyetlerini sürdüren araştırmacı-yazar, oyuncu Muhammed Osmanlı’nın kaleme aldığı makaleden derlenmiştir.

YAYIN TARİHİ: 23 Nisan 2026
Türk Dünyasının ve Geleceğimizin Teminatı Olan Kıymetli Kamuoyuna;
Bugün, Türk milletinin iradesinin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıldönümünü ve dünyada çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayram olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir gururla kutluyoruz. Ki
TÜRKBİRKON olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” ilkesiyle temellerini attığı bu anlamlı günün, sadece bir milletin bağımsızlık nişanesi değil, aynı zamanda Türk Dünyası’nın birliği ve küresel barışın tesisi için bir ilham kaynağı olduğuna inanıyoruz.
“Güçlü Ekonomi, Müreffeh Bir Gelecek”
Uluslararası iş dünyasının temsilcileri olarak bizler biliyoruz ki; siyasi egemenliğin kalıcı olması, ancak ekonomik tam bağımsızlık ve teknolojik kalkınma ile mümkündür. Bugün çocuklarımıza bıraktığımız her ticari iş birliği, her yatırım ve her vizyoner proje, yarının güçlü Türk Dünyası’nın temel taşlarını oluşturmaktadır.
Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan gönül coğrafyamızda, evlatlarımızın daha müreffeh, daha dijital ve daha sürdürülebilir bir dünyada yaşaması için TÜRKBİRKON çatısı altında durmaksızın çalışmaya devam ediyoruz.
Çocuklarımıza ve Genç Girişimcilerimize Mesajımız
Dünyanın dört bir yanındaki Türk çocuklarına ve gençlerine sesleniyorum: Sizler, sadece ailelerinizin değil, Türk medeniyetinin ve küresel ekonominin yarınki liderlerisiniz. Bizim bugün inşa ettiğimiz diplomatik ve ticari köprüler, yarın sizlerin üzerinde yükseleceği sağlam zeminlerdir. Özgüveninizi, milli değerlerinizi ve evrensel bilgiyle donanma azminizi asla kaybetmeyin.
Bu duygu ve düşüncelerle; Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle yad ediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk dünyasının parlak geleceği olan tüm çocuklarımızın bayramını en kalbi duygularımla kutlar; bu anlamlı günün dünya çocuklarına barış, huzur ve kardeşlik getirmesini temenni ederim.
Saygılarımla,
Hakan AKTÜRK TÜRKBİRKON Genel Başkanı Türk Dünyası ve Uluslararası İş Dünyası Konfederasyonu

AÇIKLAYAN: Mani Hajihosseinigazestani (Siyaset Bilimci ve Dış Siyaset Uzmanı)
Değerli Basın Mensupları ve Kamuoyu,
Bugün Orta Doğu, küresel dengeleri temelinden sarsabilecek bir denklemin tam merkezindedir. İran İslam Cumhuriyeti’nin iç siyasi dinamikleri, stratejik bir koz olarak tuttuğu Hürmüz Boğazı ve Donald Trump yönetiminin sertleşen talepleri, bölgeyi “diplomatik bir satranç tahtasına” çevirmiştir. Bir dış siyaset uzmanı olarak, bu karmaşık tabloyu şu başlıklar altında kamuoyunun dikkatine sunarım:
1. İç Siyasi ve Ekonomik Görünüm: Direnç ve Darboğaz
İran, içeride bir yandan “direniş ekonomisi” modelini sürdürmeye çalışırken, diğer yandan ciddi bir ekonomik enflasyon ve toplumsal beklenti baskısı altındadır. Siyasi sahnede, muhafazakar kanadın güvenlik odaklı politikaları ile pragmatik çevrelerin dış dünyayla entegrasyon arzusu arasında hassas bir denge bulunmaktadır. Ancak dış baskı arttıkça, Tahran yönetiminin “içeride kenetlenme” stratejisine ağırlık verdiği görülmektedir.
2. Hürmüz Boğazı: Küresel Enerji Güvenliğinin Kilidi
Hürmüz Boğazı, İran için sadece bir su yolu değil, Batı’ya karşı en güçlü asimetrik kozdur. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği bu bölge, İran tarafından bir “güvenlik barajı” olarak tanımlanmaktadır. Trump yönetiminin “sıfır petrol ihracatı” hedefli yaptırımlarına karşılık Tahran; “Eğer İran petrol satamazsa, hiç kimse satamaz” doktriniyle Hürmüz’ü stratejik bir caydırıcılık unsuru olarak masada tutmaya devam edecektir.
3. Trump Doktrini ve İran’ın Yanıtı
Donald Trump’ın İran’dan temel talepleri; nükleer faaliyetlerin tamamen sonlandırılması, balistik füze programının tasfiyesi ve bölgesel nüfuz alanlarından (Vekil Güçler) çekilmesidir.
İran hükümetinin bu taleplere cevabı net bir “Mütekabiliyet” esasına dayanmaktadır:
Onurlu Diplomasi: İran, yaptırımlar ve “maksimum baskı” altında masaya oturmayı ulusal onur ve egemenlik ihlali olarak görmektedir.
Stratejik Sabır: Tahran, baskılara karşı Rusya ve Çin ile olan ittifaklarını derinleştirerek “Doğu’ya Bakış” politikasını bir kalkan olarak kullanmaktadır.
Savunma Doktrini: Balistik füze programı, İran için bir pazarlık unsuru değil, varoluşsal bir savunma hakkı olarak nitelendirilmektedir.
Sonuç Olarak:
İran ve ABD arasındaki gerilim, sadece iki ülkeyi değil, tüm küresel enerji piyasalarını ve bölgesel güvenliği tehdit etmektedir. İran hükümeti, Trump’ın “ya hep ya hiç” tarzındaki pazarlık yöntemine karşı, bölgesel caydırıcılığını ve Hürmüz üzerindeki kontrolünü bir savunma hattı olarak tahkim etmektedir. Önümüzdeki süreçte diplomasiye alan açılabilmesi, ancak karşılıklı güvenlik endişelerinin tanınması ve tek taraflı dayatmalardan vazgeçilmesiyle mümkün olacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Mani Hajihosseinigazestani Siyaset Bilimci ve Dış Siyaset Uzmanı
PRESS RELEASE
DATE: April 21, 2026
SUBJECT: Analysis of Iran’s Geopolitical Balances, the Strait of Hormuz, and the Trump Doctrine
SPOKESPERSON: Mani Hajihosseinigazestani (Political Scientist and Foreign Policy Expert)
Distinguished Members of the Press and Public,
Today, the Middle East stands at the very center of an equation that could fundamentally shake global balances. The internal political dynamics of the Islamic Republic of Iran, the Strait of Hormuz—which it holds as a strategic trump card—and the hardening demands of the Donald Trump administration have turned the region into a “diplomatic chessboard.” As a foreign policy expert, I present this complex picture to the public’s attention under the following headings:
1. Internal Political and Economic Outlook: Resilience and Bottleneck
Iran is attempting to maintain a “resistance economy” model internally, while simultaneously facing significant economic inflation and the pressure of social expectations. On the political stage, there is a delicate balance between the security-oriented policies of the conservative wing and the desire for integration with the outside world among pragmatic circles. However, as external pressure increases, it is observed that the Tehran administration is prioritizing a strategy of “internal consolidation.”
2. The Strait of Hormuz: The Key to Global Energy Security
The Strait of Hormuz is not just a waterway for Iran; it is its most powerful asymmetric trump card against the West. This region, through which approximately one-third of the global oil trade passes, is defined by Iran as a “security dam.” In response to the Trump administration’s sanctions targeting “zero oil exports,” Tehran will continue to keep Hormuz on the table as a strategic deterrent element with the doctrine: “If Iran cannot sell oil, no one can.”
3. The Trump Doctrine and Iran’s Response
Donald Trump’s fundamental demands from Iran are the complete termination of nuclear activities, the liquidation of the ballistic missile program, and withdrawal from regional spheres of influence (Proxy Forces).
The Iranian government’s response to these demands is based on a clear principle of “Reciprocity”:
Dignified Diplomacy: Iran views sitting at the negotiating table under sanctions and “maximum pressure” as a violation of national honor and sovereignty.
Strategic Patience: Tehran is using its “Look to the East” policy as a shield by deepening its alliances with Russia and China against external pressures.
Defense Doctrine: The ballistic missile program is not considered a bargaining chip by Iran, but rather characterized as an existential right to defense.
In Conclusion:
The tension between Iran and the USA threatens not only the two countries but also all global energy markets and regional security. Against Trump’s “all or nothing” style of bargaining, the Iranian government is fortifying its regional deterrence and its control over Hormuz as a line of defense. In the coming period, opening space for diplomacy will only be possible through the recognition of mutual security concerns and the abandonment of unilateral impositions.
Respectfully announced to the public.
Mani Hajihosseinigazestani Political Scientist and Foreign Policy Expert