DOLAR 47,8060-0,02%
EURO 55,3627-0,08%
ALTIN 6.803,31-0,02
BITCOIN 30814752%
İstanbul
°

SABAHA KALAN SÜRE

Haber Meclis

Haber Meclis

11 Ağustos 2026 Salı

    TÜRKBİRKON GENEL BAŞKANI HAKAN AKTÜRK’TEN KAMUOYUNA ÖNEMLİ AÇIKLAMA

    TÜRKBİRKON GENEL BAŞKANI HAKAN AKTÜRK’TEN KAMUOYUNA ÖNEMLİ AÇIKLAMA
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    “Bölücü Terörle Mücadelede Gösterilen İrade, Türk Dünyasının ve İş Dünyamızın Geleceğinin Teminatıdır”

    Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimizde, geçmiş yıllarda terör örgütü PKK’nın sivil halk üzerinde kurmaya çalıştığı baskı, kamu düzenine ve milletin huzuruna yönelik en büyük tehditlerden biriydi. 1980’lerden itibaren tırmanan ve 1990’lı yıllarda zirveye ulaşan eylemlerde; yolların kesilmesi, kimlik kontrolleri, sivillerin ve iş insanlarının dağa kaçırılması, sözde “yargılama” adı altında gerçekleştirilen infazlar ve bölge esnafından zorla haraç toplanması gibi vesayet girişimleri hafızalardaki tazeliğini korumaktadır.

    Terör örgütünün o dönemdeki eylemleri yalnızca Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleriyle sınırlı kalmamış; Karadeniz Bölgesi’ne de sızma girişimlerinde bulunulmuş, Trabzon’un Maçka ve Çaykara gibi ilçelerinde güvenlik güçlerimize ve sivillerimize yönelik hain saldırılar düzenlenmiştir.

    Tarihsel Süreçte Yaşanan Eylemler ve Kayıplar

    Sivil ve Kamu Görevlisi Hedefleri: Bölgeye hizmet götüren öğretmenler, mühendisler, doktorlar ve sağlık çalışanları doğrudan hedef alınmış; okullar, hastaneler, baraj inşaatları ve şantiyeler bombalanarak bölgenin sosyo-ekonomik gelişiminin önüne geçilmek istenmiştir.

    Karakol Baskınları ve Unutulmayan Saldırılar: 1990’lı yıllarda ve 2000’lerin başında Taşlıçay, Samanlı, Aktütün, Dağlıca gibi sınır karakollarına yönelik çok sayıda baskın düzenlenmiş; yüzlerce evladımız vatan savunmasında şehit düşmüştür.

    Silahsız Askerlerin Hedef Alınması: 24 Mayıs 1993 tarihinde Bingöl-Elazığ karayolunda birliklerine teslim olmaya giden silahsız 33 erin şehit edilmesi, örgütün acımasız yöntemlerinin en somut örneklerinden biri olarak tarihe geçmiştir.

    Şehir Merkezlerindeki Eylemler ve Hendek Operasyonları: Ankara Merasim Sokak (2016), Kızılay Güvenpark (2016) ve İstanbul Beşiktaş (2016) eylemleri gibi şehir merkezlerini hedef alan bombalı araç saldırılarıyla kitlesel kayıplar hedeflenmiştir. 2015-2016 yıllarında Cizre, Silopi, Sur, Nusaybin ve Yüksekova gibi ilçe merkezlerinde kazılan hendekler ve kurulan barikatlarla “özyönetim” ilan edilmeye çalışılmış, ancak Silahlı Kuvvetlerimiz ve Emniyet güçlerimizin “Hendek-Barikat Operasyonları” ile bu girişimler tamamen bertaraf edilmiştir.

    2000’li Yıllardan İtibaren Güvenlik Doktrinindeki Değişim

    Son 20 yılı aşkın süreçte, Türkiye’nin terörle mücadele konseptinde köklü bir zihniyet değişimi yaşanmıştır. “Terörü kaynağında yok etme” ve “kesintisiz operasyon” stratejisine geçilerek terör örgütlerinin sınırlarımız içindeki ve dışındaki varlığına yönelik kararlı adımlar atılmıştır.

    Yerli ve Milli Savunma Sanayii: İHA (Bayraktar TB2, Anka) ve SİHA’ların (Akıncı, Aksungur) envantere girmesiyle birlikte, terör unsurlarının hareket kabiliyeti sınırlandırılmış, sınır ötesi nokta operasyonlarla örgütün sözde üst düzey kadrosu etkisiz hale getirilmiştir.

    Sınır Ötesi Harekâtlar: Fırat Kalkanı (2016), Zeytin Dalı (2018), Barış Pınarı (2019) ve Pençe-Kilit operasyonları ile sınır hatlarımız boyunca kurulmak istenen terör koridoru parçalanmıştır.

    Karakol ve Sınır Güvenliği: Sınır hatlarında inşa edilen modüler beton duvarlar, optik kuleler ve yüksek güvenlikli “Kalekol” yapılar sayesinde karakol baskını riski neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıştır.

    Hukuki ve İdari Adımlar: Terör örgütüne finansal, lojistik ve siyasi destek sağladığı tespit edilen belediyelere Anayasa ve kanunlar çerçevesinde kayyım atamaları gerçekleştirilmiş; örgüt yöneticileri ve yasa dışı faaliyetlerle bağlantılı isimler yargı kararları doğrultusunda cezaevine gönderilmiştir.

    Siyasi Değerlendirmeler ve İttifak Tartışmaları

    Metinde dile getirilen siyasi eleştiriler, Türkiye’nin son dönemdeki seçim süreçlerinde terör örgütünün siyasi uzantılarının ve uzantılara yakın söylemlerin takındığı tutuma dayanmaktadır. Seçim dönemlerinde HDP/DEM Parti çizgisinin aldığı pozisyonlar, milletlerarası ve ulusal siyasetteki ittifak arayışları kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılmıştır.

    Cumhur İttifakı ve destekçileri, yürütülen terörle mücadele politikasının tavizsiz bir şekilde sürdürülmesini savunmakta; muhalefet blokunun terörle iltisaklı yapılarla kurduğu dolaylı ya da doğrudan temasları sert bir şekilde eleştirmektedir. Buna karşın muhalefet kanadı da terörün her türlüsüne karşı olduklarını ve yasal siyaset zeminini savunduklarını ifade etmektedir.

    Sonuç ve Duruş Beyanı

    Geçmişte vesayet odaklarının, terör eylemlerinin ve güvenlik zaaflarının gölgesinde kalan Türkiye; bugün kendi savunma sanayisini kuran, sınır ötesinde operasyon kabiliyetine ulaşan ve terörün belini kıran bir ülke konumuna gelmiştir.

    Bu kararlı mücadelede, devletin bekasını ve milletin birliğini her şeyin üstünde tutan, terörün kökünü kazıma noktasında tavizsiz bir irade ortaya koyan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve duruşu son derece kıymetlidir. Ülkemizin huzuru, güvenliği ve geleceği için atılan her adımda Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında olduğumuzu, vatanın bölünmez bütünlüğü doğrultusunda yürütülen bu haklı mücadeleyi sonuna kadar desteklediğimizi açıkça beyan ediyoruz.

    Hakan AKTÜRK

    Türk Birlik ve Uluslararası İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKBİRKON) Genel Başkanı