DOLAR 48,12570,06%
EURO 56,20370,21%
ALTIN 7.127,940,32
BITCOIN 38679142.98192%
İstanbul
27°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Ruhi Ersoy’dan Özbekistan mesajı: Türk dünyasının yükselen gücü

Ruhi Ersoy’dan Özbekistan mesajı: Türk dünyasının yükselen gücü

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Özbekistan’ın bağımsızlığının 35. yılı dolayısıyla Taşkent’te gerçekleştirdiği temasların ardından, ülkenin “Üçüncü Rönesans” vizyonuyla Türk dünyasının stratejik merkezlerinden biri hâline geldiğini belirtti.

ABONE OL
Ağustos 27, 2026 11:35
Ruhi Ersoy’dan Özbekistan mesajı: Türk dünyasının yükselen gücü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Özbekistan’ın bağımsızlığının 35. yılı dolayısıyla bulunduğu Taşkent’te temaslarda bulundu. Özbekistan Cumhurbaşkanlığının davetlisi olarak düzenlenen kutlama etkinliklerine katılan Ersoy, Âli Meclis Başkanı Nuriddin İsmoilov’u ziyaret ederek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 35. yıl kutlama mesajını iletti.

Ziyaretin ardından sosyal medya hesabından kapsamlı bir değerlendirme paylaşan Ersoy, Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev liderliğinde hayata geçirilen reformlara ve “Üçüncü Rönesans” vizyonuna dikkat çekti. Özbekistan’ın genç nüfusu, ekonomik potansiyeli ve tarihî mirasıyla Türk dünyasının yükselen güçlerinden biri hâline geldiğini belirten Ersoy, Türkiye ile Özbekistan arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesinin ortak gelecek açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı.

Konu ile ilgili sosyal medyadan açıklama yapan Ersoy şu ifadeleri kullandı.

​ÖZBEKİSTAN’IN ÜÇÜNCÜ RÖNESANSI: BAĞIMSIZLIKTAN TÜRK DÜNYASININ YÜKSELEN GÜCÜNE

Özbekistan, bağımsızlığının 35. yılına yaklaşırken bin yılı aşan devlet ve medeniyet geleneğinin çağdaş dünyadaki temsilcilerinden biri olarak dikkat çekmektedir. Son yıllarda Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev liderliğinde gerçekleştirilen reformlar, ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel dönüşümünü hızlandırırken Özbekistan’ı Türk dünyasının yükselen merkezlerinden biri hâline getirmektedir. Bu büyük potansiyelini ilk etabına 100 milyar dolarlık yatırım yaptığı Yeni Taşkent şehri başta olmak üzere şehircilikte de dev hamlelerle genişletmektedir.

​Bugün Özbekistan’da konuşulan en önemli kavramlardan biri “Üçüncü Rönesans”tır. Bu kavram tarihsel hafızanın yeniden canlandırılmasını, devletin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesini ve gelecek nesillerin daha müreffeh bir ülkede yaşaması için ortaya konulan uzun vadeli vizyonu ifade etmektedir. ​Özbekistan’ın tarihsel gelişimine bakıldığında, bu vizyonun güçlü bir geçmişe dayandığı görülmektedir. Birinci Rönesans olarak adlandırılan dönem, 9. ve 11. yüzyıllar arasında Türk-İslam medeniyetinin en parlak çağlarından birini oluşturmuştur.

Semerkant, Buhara ve Harezm gibi merkezlerde yetişen Farabi, Biruni, İbn Sina ve Maturidi gibi büyük isimler yalnızca bölgenin değil, insanlık tarihinin ortak bilim ve düşünce mirasına yön vermiştir. ​İkinci Rönesans ise Emir Timur ve Timurîler döneminde yaşanmıştır. Semerkant’ın dünyanın en önemli ilim ve kültür merkezlerinden biri hâline geldiği bu süreçte devlet yönetimi, bilim, sanat ve şehircilik alanlarında ortaya konulan eserler, bugün dahi hayranlık uyandırmaktadır. ​Günümüzde Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev tarafından ortaya konulan Üçüncü Rönesans hedefi, işte bu iki büyük tarihsel yükseliş döneminin çağdaş dünyadaki devamı olarak görülmektedir. Ülke, tarihi ve kültürel mirasını kapsayıcı yenileme çalışmalarıyla yeniden gün yüzüne çıkartmaktadır. Bu doğrultuda tamamlanan ve ihya edilen İmam Buhari Külliyesi, son zamanlarda Türk-İslam medeniyeti için sunulmuş en büyük hizmetlerden biri olmuştur.

Mirziyoyev yönetimi, yalnızca ekonomik reformlara odaklanmamış; aynı zamanda milli kimliğin güçlendirilmesi, kültürel mirasın korunması, aile kurumunun desteklenmesi ve mahalle kültürünün yaşatılması gibi toplumun temel dinamiklerini de kalkınma sürecinin merkezine yerleştirmiştir. ​Özbekistan’ın en önemli avantajlarından biri genç nüfusudur. Resmi verilere göre nüfusun yaklaşık yüzde 60’ını gençler oluşturmaktadır. Bu oran, ülkeye büyük bir dinamizm kazandırırken aynı zamanda eğitim, istihdam ve insan kaynağı planlaması açısından önemli sorumluluklar yüklemektedir.

2050 yılına doğru Özbekistan nüfusunun 50 milyona yaklaşması beklenmektedir. Bu durum ülkeyi Türk dünyasının en büyük insan kaynağı merkezlerinden biri hâline getirecektir. ​Ancak genç nüfusun tek başına bir avantaj olarak görülmesi yeterli değildir. Esas mesele, bu nüfusun nitelikli eğitimle desteklenmesi ve küresel rekabet ortamında söz sahibi olacak şekilde yetiştirilmesidir. Bugün milyonlarca Özbek vatandaşı Rusya başta olmak üzere farklı ülkelerde çalışmaktadır. Yurt dışındaki Özbek işçilerinin ülkeye gönderdiği döviz miktarı yıllık milyarlarca doları bulmaktadır. Bu gelirler ekonomiye önemli katkılar sağlasa da uzun vadeli hedef, Özbek gençlerinin yalnızca emek gücü ihraç eden bir toplumun fertleri olarak değil; bilim insanı, mühendis, akademisyen, girişimci ve teknoloji üreticisi olarak dünya sahnesinde yer almaları olmalıdır.

Bu noktada Kanada, Almanya, Türkiye ve Rusya gibi ülkelerde yaşayan Özbek gençlerinin başarı hikâyeleri dikkat çekmektedir. Geleceğin hedefi, Özbek vatandaşlarının yurt dışında bilgi, teknoloji ve yenilik üretme kapasiteleriyle öne çıkmalarıdır. Çünkü çağımızda ülkelerin gücü, nüfus büyüklüğünden çok yetişmiş insan kaynağıyla ölçülmektedir.

Özbekistan’ın son yıllardaki yükselişi yalnızca kendi sınırları içinde değerlendirilemez. Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesiyle birlikte Özbekistan, Türk dünyasının siyasi, ekonomik ve kültürel bütünleşmesinde stratejik bir rol üstlenmektedir. Tarih boyunca Türk medeniyetinin önemli merkezlerinden biri olan bu ülke, bugün de ortak Türk geleceğinin şekillenmesinde belirleyici aktörlerden biri hâline gelmektedir.

Bu süreçte Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin güçlenmesi adına Özbekistan’ın Ankara Büyükelçisi Sayın İlhom Haydarov’un gösterdiği gayret ve emekler de takdire değerdir. ​İki ülke arasında pekiştirilen dostluk çerçevesi altında daha güçlü bağlar kurmak amacıyla yapılan ve yapılacak olan yatırımlar, kardeşlik hukukunu ekonomik bir güç birliğine dönüştürmek açısından kritik bir öneme sahiptir.

Özbekistan’da oluşan bu büyük potansiyel karşısında Türk iş dünyasının daha fazla inisiyatif alması gerekmektedir. Türkiye’nin bu coğrafyayı daha yakın mercek altında tutarak daha dinamik, cesur ve teşvik edici politikalarla bu tarihi fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesi ortak geleceğimiz adına stratejik bir zorunluluktur. ​

Özbekistan’ın başarısı; Türk dünyasının ortak başarısı, Özbekistan’ın istikrarı ise Türk dünyasının ortak istikrarı olarak görülmelidir. Çünkü Semerkant’ın, Buhara’nın ve Türkistan coğrafyasının taşıdığı tarihsel miras yalnızca Özbek halkına değil, bütün Türk milletine ait ortak bir medeniyet hazinesidir. ​Özbekistan, bağımsızlığının 35. yılında tarihsel mirasını geleceğe taşıyan, genç nüfusuna yatırım yapan, milli değerlerini korurken modernleşmeyi hedefleyen ve Türk dünyasının ortak geleceğine yön veren bir devlet görünümündedir. Şevket Mirziyoyev liderliğinde şekillenen Üçüncü Rönesans vizyonu, Özbekistan’ın önümüzdeki yıllarda bölgesel bir güçten küresel ölçekte etkili bir aktöre dönüşmesinin de temelini oluşturmaktadır. Bu süreç, yalnızca Özbekistan için değil, ortak tarih ve kader birliğine sahip bütün Türk dünyası için umut verici bir gelişmedir.

    En az 10 karakter gerekli


    HIZLI YORUM YAP
    300x250r
    300x250r

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.