

Çin Ticaret Bakanı Vang Vıntao ile AB Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic başkanlığındaki heyetler, AB-Çin Ticaret ve Yatırım İstişarelerinin ikinci turu için bugün Pekin’de bir araya gelecek.
Heyetler, bu çerçevede ilk kez 30 Haziran’da Brüksel’de bir araya gelmiş, toplantıda taraflar arasındaki ticaret ve yatırım dengesinin sağlanması, ihracat kontrolleri, fikri mülkiyet hakları ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) reformu olmak üzere 4 çalışma alanı belirlenmiş ve görüşmelerin ikinci turunun sonbaharda yapılması kararlaştırılmıştı.
AB, mart ayında duyurduğu Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısı ile başta Çin olmak üzere ekonomide tek taraflı dışa bağımlılık ve sanayisizleşme tehlikesine karşı kıtanın sanayi üretimini güçlendirmeye yönelik adımlar atıyor. Tasarı, kamu ihalelerinde menşe kuralları ve yerel üreticilere yönelik teşviklerle, kilit sektörlerde sanayi kapasitesini korumayı ve artırmayı hedefliyor.
REKLAM
Çin tarafı ise söz konusu tasarının ve AB’nin planladığı daha ileri korumacı tedbirlerin Çinli şirketlere yatırım engeli oluşturacağı ve sistematik ayrımcılığa yol açacağını düşünüyor.
Fransa ve Almanya liderlerinin bu hafta başında AB Komisyonuna yazdıkları mektupta pazara erişimi kesme dahil yeni ticari koruma araçlarını devreye alma çağrısında bulunması, Çin ile AB’nin ticari ve ekonomik ilişkilerde bir yol ayrımına geldiğini gösteriyor.
AB ile Çin arasındaki mal ticaretinde son yıllarda Avrupa aleyhine artan bir açık olduğu gözleniyor.
Taraflar arasındaki ticaret açığı 2015’te yaklaşık 150 milyar iken, 10 yılda iki katını aşan bir artış gösterdi. Üstelik Çin’den ithal edilenlerin büyük bölümünün ucuz imalat sanayi ürünleri olması, Avrupa’nın sanayi temelini tehdit eder hale geldi.
REKLAM
AB Komisyonunun verilerine göre 2024’te 304,5 milyar dolar olan ticaret açığı, 2025’te 359,8 milyar dolara çıktı. Bu dönemde AB’nin Çin’den ithalatı yüzde 6,4 artarken Çin’e ihracatı yüzde 6,5 azaldı.
2025 yılında Çin’den ithal edilen ürünlerin yüzde 97,3’ünü imalat sanayi ürünleri oluşturdu. Avrupa ülkeleri Çin’den 164,9 milyar dolar değerinde elektrik-elektronik, 106,5 milyar dolar değerinde makine ve donanım, 34,1 milyar dolar değerinde organik kimyasallar, 29,9 milyar değerinde motorlu araçlar ve 21,3 milyar değerinde mobilya ve aydınlatma ürünleri ithal etti.
Çinli üreticilerin elektronik, makine, otomobil ve kimya sanayi gibi Avrupa sanayisinin dünyada rekabet ettiği alanlarda kendi pazarında rakip olması, kıtada ekonomik güvenliğe ve sanayisizleşmeye ilişkin endişeleri gündeme getiriyor.
REKLAM
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, eylülde Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, “Bazıları ‘ikinci Çin şokunun’ yaklaştığından söz ediyor. Bu halihazırda oluyor.” ifadelerini kullandı.
Avrupalılara göre bunun başlıca sebebi, Çin’in devlet eliyle, kritik endüstriler başta olmak üzere sağladığı destek ve teşviklerle yarattığı gayri adil ticaret ve sanayi politikaları. Çin endüstrisinin bu yolla, iç talebi karşılayan miktarı aşan ölçekte üretim yaparak ihracata dönük kapasite fazlası yarattığına, bu sayede küresel pazarları ucuz imalat ürünleriyle doldurduğuna dikkat çekiliyor.
REKLAM
“Çin şoku” olarak adlandırılan ilk ekonomik sarsıntı, 1990’ların ikinci yarısı ile 2000’lerin başında Çin’de devlet desteklerinin yarattığı ucuz çelik mamullerinin küresel piyasayı istila etmesiyle yaşamış, gelişmiş ülkelerden yükselen ekonomilere kadar çok sayıda ülkede demir-çelik sanayilerinin tasfiyesiyle sonuçlanmıştı.
Avrupa ülkeleri ulusal sanayilere zarar verecek ikinci bir “Çin şoku”nu yaşamak istemiyor. Çin’in adil rekabete aykırı ticaret pratiklerinin Avrupa’nın sanayisizleşmesine yol açtığına dair endişeler giderek artıyor.
Öyle ki, daha önce AB’nin Çin’e karşı korumacı önlemler almasına karşı çıkan, 2024’te elektrikli araçlara ek gümrük tarifesi getirilmesine ilişkin tartışmalarda aleyhte tavır alan Almanya dahi pozisyon değiştirdiğinin sinyalini veriyor.
REKLAM
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, AB Komisyonuna yazdıkları ortak mektupta pazara erişimi kesme dahil yeni ticari koruma araçlarını devreye alma çağrısında bulundu.
Brüksel’deki karar vericiler, Birliğin mart ayında duyurduğu Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısındaki sanayi üretimini koruma ve güçlendirmeye yönelik tedbirlere ilave olarak, bir dizi yeni ticari koruma aracı geliştirmeyi planlıyor.
Öneriler arasında, kritik sektörlerde ekonomik bağımlılık tehlikesine karşı Avrupalı üreticilere en az 3 farklı ülkeden tedarik sağlama zorunluluğu getiren bir çeşitlendirme aracı, Çin veya diğer ülkelerin misillemelerine karşı Avrupalı üreticileri koruyacak bir dayanışma fonu ve AB Komisyonuna, ABD’nin Ticaret Yasası’nın 301. maddesinin Amerikan hükümetine verdiği yetkiye benzer tarife koyma yetkisi verilmesi tartışılıyor.
REKLAM
Öte yandan Macron ve Merz’in mektubunda, ekonomik zorlamalara karşı Avrupa pazarına erişimin derhal kesilmesi dahil sistematik ve kararlı tepkileri hızlı karar alma süreçleriyle yürürlüğe sokabilecek mekanizma talep edilmesi dikkati çekiyor.
Çin, hem AB’nin Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısı hem de Fransa ve Almanya’nın ortak mektubunda ima edilen tedbirlerin Çin şirketleri açısından haksız rekabet ve sistematik ayrımcılık yaratacağı, taraflar arasında bir ticaret savaşını tetikleyeceği uyarısını yapıyor.
Çin Ticaret Bakanlığı, Sanayi Hızlandırma Yasası hakkında 27 Nisan’da yayımladığı açıklamada, yasa tasarısında bataryalar, elektrikli araçlar, güneş panelleri ve kritik ham maddeleri kapsayan yükselen stratejik sektörlerde kamu ihalelerinde “AB menşeli” ürünlere öncelik tanınması ve teşvik sağlanmasını öngören düzenlemelerin Çin’inkiler dahil yabancı yatırımlar açısından kısıtlayıcı nitelik taşıyacağı, “yatırım engeli” ve “sistematik ayrımcılık” oluşturacağını vurguladı.
REKLAM
Yasa tasarısındaki düzenlemelerin, Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) üye ülkeler arasında ayrımcılığı yasaklayan “en çok kayrılan ülke” ilkesi ile yabancı şirketlerin ulusal pazarda yerli firmalarla eşit koşullarda rekabet etmesini öngören “ulusal muamele” kuralına aykırı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, söz konusu düzenlemelerin DTÖ anlaşmalarındaki hükümleri ihlal edeceğine dikkat çekildi.
Öte yandan Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, 22 Eylül’de Alman mevkidaşı Johann Wadephul ile yaptığı telefon görüşmesinde, Çin ve AB’nin küreselleşme karşıtı eğilimin güncel etkilerine karşı çok taraflılığı ve serbest ticareti birlikte savunması gerektiğini işaret ederek, “Çin ve AB kapsamlı stratejik ortaktır, bir ticaret savaşına girmemelidir.” ifadelerini kullandı.
REKLAM
Çin Ticaret Bakanlığının, Fransa ve Almanya’nın AB Komisyonuna sunduğu mektuba ilişkin yaptığı açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Korumacılık rekabetçiliği güçlendirmez, ekonomik ayrışma ve tedarik zincirlerinin kesilmesi kimsenin çıkarına hizmet etmez. Umarız Fransa ve Almanya, dünyanın büyük ekonomileri olarak açıklık, işbirliği, serbest ticaret ilkelerine ve DTÖ kurallarına bağlı kalır, ekonomik ve ticari meseleleri siyasallaştırarak, güvenlik kavramının sınırlarını aşırı genişleterek AB’yi her aşamada korumacı araçlara başvurmaya teşvik etmez.”
AB heyeti, Pekin’de iki gün sürecek istişarelerin ardından gelecek hafta yapılacak AB Konseyi Zirvesi’nde ülke liderlerini bilgilendirecek. Yeni ticari koruma araçlarının, burada varılan uzlaşmaya bağlı olarak aralıkta yürürlüğe konması bekleniyor.
REKLAM
* Haberin görseli Shutterstock’tan servis edilmiştir.
ÖNERİLEN VİDEO REKLAM advertisement100 REKLAM advertisement100
GÜNDEM
8 dakika önceGÜNDEM
14 dakika önceGÜNDEM
15 dakika önceGÜNDEM
36 dakika önceGÜNDEM
43 dakika önceGÜNDEM
44 dakika önceGÜNDEM
47 dakika önce
1
İstavritin kilosu 150 liraya satılıyor
162 kez okundu
2
Tera Portföy’den tasfiye sürecine ilişkin açıklama
154 kez okundu
3
Elektrik faturasında ödemeler nasıl olacak? İşte yeni düzenleme hakkında 14 soru 14 cevap!
149 kez okundu
4
Doğum yardımı ödemelerinin yapılacağı tarih belli oldu!
134 kez okundu
5
Türkiye’nin ihracatı 23 milyar 415 milyon dolar oldu
100 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.