

Tarih, çocukluktan itibaren hayatımıza giren ve yıllar geçtikçe anlamı değişen nadir şeylerden biri. İlkokulda, ortaokulda ders kitaplarının sayfalarında öğrendiğimiz olaylar, zamanla yalnızca birer tarih ve isim olmaktan çıktı. Okullarda ismi değişti. İnsanlar değişiyor, yaşlar değişiyor, hayatın kendisi değişiyor; ama bazı tarihler yerini koruyor.
26 Ağustos 1922 de bugün hâlâ aynı ağırlıkla hatırlanan tarihlerden biri. Ancak bugün bir zafer olarak bildiğimiz Büyük Taarruz, o gün henüz sonucunu kimsenin bilmediği bir harekâttı. Türk ordusu aylar boyunca bu taarruza hazırlanırken, hazırlığın kendisi kadar önemli olan bir başka mesele daha vardı: Planın düşman tarafından önceden öğrenilmemesi.
REKLAM
Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Türk ordusu yeni bir taarruz için hazırlanmaya başladı. Yaklaşık 10 aylık süreçte ordunun ihtiyaçlarının karşılanması ve askerî hazırlıkların tamamlanmasının yanı sıra taarruzun zamanı ve uygulanışının gizli tutulması için de çalışmalar yürütüldü.
Büyük Taarruz’un planı daha hazırlık aşamasında gizlilikle çevrelendi. Batı Cephesi Komutanlığı tarafından 10 Ekim 1921’de hazırlanan taarruz planına “Sad Harekâtı” adı verildi. Gizliliğin korunması amacıyla yazışmalarda planın tamamı yerine yalnızca “sad” harfinin kullanılması kararlaştırıldı. Ordunun hazırlıkları henüz yeterli seviyeye ulaşmadığı için planın uygulanması ertelendi ve hazırlıklar devam etti.
REKLAM
1922 yazına gelindiğinde Büyük Taarruz için hazırlıklar son aşamaya ulaştı. Ancak taarruzun zamanı ve ayrıntıları geniş bir çevreyle paylaşılmadı.
Atatürk Ansiklopedisi’nde yer alan bilgilere göre Haziran 1922’de alınan taarruz kararından Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Millî Savunma Bakanı Kâzım Paşa haberdardı.
Mustafa Kemal Paşa da hazırlıkları yerinde kontrol etmek amacıyla cepheye yaptığı ziyaretin gerçek amacını gizli tuttu. Ankara’dan ayrılışına farklı bir gerekçe göstererek Akşehir’deki Batı Cephesi Karargâhı’na geçti.
REKLAM
Böylece Büyük Taarruz’un ne zaman başlayacağı bilgisi mümkün olduğunca dar bir çevrede tutuldu.
Gizlilik yalnızca yazışmalarla sağlanmadı. 28 Temmuz 1922’de Akşehir’de düzenlenen futbol maçı da bu sürecin parçalarından biri oldu.
Ordu ve kolordu komutanları Akşehir’e çağrıldı. Dışarıdan bakıldığında bir futbol karşılaşması için yapılan bu buluşmada, 28-29 Temmuz gecesinde Büyük Taarruz’un ayrıntıları görüşüldü.
Böylece önemli bir askerî toplantı, gündelik bir etkinliğin arkasında gerçekleştirildi.
REKLAM
Taarruz tarihi yaklaştıkça haberleşme konusunda da önlemler artırıldı.
Atatürk Ansiklopedisi’ne göre 18 Ağustos 1922’den itibaren, harekât başlayıncaya kadar yeni açılan telsiz istasyonlarının “telsiz susmasına” tabi tutulması emredildi.
Bu uygulamayla Yunan tarafının telsiz dinlemeleri aracılığıyla Türk ordusunun hazırlıkları hakkında bilgi edinmesinin önüne geçilmesi amaçlandı.
Türk ordusu böylece yalnızca ne söyleyeceğini değil, ne zaman sessiz kalacağını da planladı.
Taarruz tarihi kesinleştikten sonra birliklerin hareketleri de gizlilik esasına göre düzenlendi.
REKLAM
21 Ağustos’ta alt birliklere gönderilen şifreli emirlerle Büyük Taarruz’un 26 Ağustos sabahı başlayacağı bildirildi ve hazırlıkların 25 Ağustos akşamına kadar tamamlanması istendi.
Birliklerin hareketlerinin düşman tarafından görülmesini önlemek amacıyla yürüyüşlerin gece yapılması, gündüzleri ise köylerde ve ağaçlık alanlarda dinlenilmesi planlandı.
Bu tedbirlerin özellikle düşman uçaklarının keşif faaliyetleri sırasında Türk birliklerinin hareketlerinin fark edilmesini zorlaştırması amaçlanıyordu.
REKLAM
Gizlilik, birliklerin hareketleriyle sınırlı değildi.
Kaynaklarda askerlerin ve nakliye hayvanlarının ağaç ve fundalıklarla gizlenmesinden, gündüz yemeklerinin duman çıkarmayacak şekilde hazırlanmasından ve keşif amacıyla gelen düşman uçaklarına ateş açılmamasından söz ediliyor.
Amaç, Türk ordusunun bölgedeki askerî yığınağının havadan fark edilmesini mümkün olduğunca zorlaştırmaktı.
Türk ordusunun uyguladığı yöntemlerden biri de düşmanın yanlış değerlendirme yapmasını sağlamaktı.
REKLAM
Atatürk Ansiklopedisi’nde aktarıldığı üzere bazı bölgelerde düşmanı yanıltmak amacıyla gereksiz yol çalışmaları yapıldı.
Eskişehir çevresinde de Türk ordusunun gerçek kuvvetinden daha büyük olduğu izlenimi oluşturulmaya çalışıldı. Geceleri ateşler yakılması ve gündüzleri yollarda toz kaldırılması gibi uygulamalarla Yunan ordusunun Türk birliklerinin gerçek konumunu ve hareketlerini doğru değerlendirmesinin önüne geçilmek istendi.
Asıl taarruz hazırlıkları ise farklı bir bölgede sürdürülüyordu.
REKLAM
Büyük Taarruz planının önemli aşamalarından biri de Türk ordusunun ana kuvvetlerinin nerede yoğunlaştırılacağıydı.
Türk Tarih Kurumu’nun aktardığı bilgilere göre Türk ordusu, Afyonkarahisar’ın güneybatısındaki sarp ve dağlık bölgede büyük bir kuvvet yoğunluğu oluşturdu.
Bu bölgeden gerçekleştirilecek taarruzun Yunan ordusu tarafından beklenmediği değerlendiriliyordu.
Böylece Türk ordusu, hazırlıklarını sürdürürken düşmanın asıl saldırı yönünü önceden tespit etmesini zorlaştırmaya çalıştı.
REKLAM
Büyük Taarruz öncesindeki gizlilik mücadelesi havada da sürdü.
Millî Savunma Bakanlığı’nın ATATÜRK Sitesi’nde yer alan bilgilere göre Türk uçakları, Yunan uçaklarının keşif faaliyetlerini engellemeye çalışırken aynı zamanda Yunan mevzileri hakkında bilgi toplamaya çalıştı.
Türk havacıları, Yunan uçaklarının bölgeyi keşfetmesini önlemeye çalışıyor; kendi keşif uçuşlarıyla da karşı tarafın mevzilerini gözlemliyordu.
Böylece Büyük Taarruz öncesinde yalnızca karada değil, havada da bilgiye ulaşma ve bilgiyi gizleme mücadelesi yaşanıyordu.
REKLAM
Bütün bu önlemlere rağmen Yunan tarafında Türk ordusunun saldıracağına ilişkin söylentiler bulunuyordu.
Ancak Atatürk Ansiklopedisi’nde, Yunan tarafının Türk ordusunun gerekli hazırlıkları tamamlayabildiğine tam olarak ihtimal vermediği ve saldırı söylentilerinin kesin bir bilgiye dönüşmediği aktarılıyor.
.png
Türk ordusunun amacı da taarruz ihtimalini tamamen ortadan kaldırmak değil, saldırının zamanının, yerinin ve gerçek boyutunun anlaşılmasını engellemekti.
Bu nedenle Afyonkarahisar’ın güneybatısındaki bölgede toplanan ana kuvvetler, taarruz başlayana kadar mümkün olduğunca gizlendi.
REKLAM
Aylar süren hazırlıkların ardından 26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz başladı.
Artık gizlenmesi gereken hazırlık sona ermiş, Türk ordusunun planı sahaya taşınmıştı. Gece hareket eden birlikler, susturulan telsizler, kamufle edilen yığınaklar ve düşmanı yanıltmaya yönelik uygulamalar yerini açık bir askerî harekâta bıraktı.
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin zafere ulaştı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda 26 Ağustos’u Büyük Taarruz’un başlangıcı, 30 Ağustos’u ise zafer günü olarak biliyoruz. Ancak 1922’de yaşayanlar için sonuç henüz yazılmamıştı.
REKLAM
Büyük Taarruz’un başarısında silahlar ve askerî güç kadar, doğru zamanda doğru yerde olmak ve bunu düşmana önceden belli etmemek de önemliydi. Türk ordusu aylar boyunca yalnızca bir savaşa değil, o savaşın nasıl ve ne zaman başlayacağını gizlemeye de hazırlandı.
*Kapak görseli Yapay Zeka ile üretilmiştir.
ÖNERİLEN VİDEO REKLAM advertisement100 REKLAM advertisement100
GÜNDEM
30 dakika önceGÜNDEM
4 saat önceGÜNDEM
5 saat önceGÜNDEM
6 saat önceGÜNDEM
7 saat önceGÜNDEM
7 saat önceGÜNDEM
8 saat önce
1
Enver Aysever’den Erdoğan’a destek: Bak birader, adamın tepesini attırma!
283 kez okundu
2
Kırıkkale’de vahşet! Damat, kayınpederi ve kayınvalidesini bıçakla yaraladı
215 kez okundu
3
İstanbul Boğazı’ndan 2 saat arayla 2 erkek cesedi çıkarıldı! Kimlikleri belli oldu
190 kez okundu
4
Son dakika: Trump’ın Türkiye sözleri! Erdoğan: Doğru söze ne denir? Tespitler yerinde
177 kez okundu
5
SON DAKİKA HABERLER | Bir çocukları vardı… Kocasını kalbinden bıçakladı! | Son dakika haberleri
162 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.