

Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde 14 Ağustos 2021’de kurulan AK Parti’nin 25 yıllık siyasi yürüyüşünde, Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran çok sayıda dönüm noktası yaşandı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde iktidara gelmesinin ardından seçim başarıları, siyasi krizler, reformlar ve kritik eşiklerle dolu bir çeyrek asrı geride bıraktı. Erdoğan’ın başbakanlığından Cumhurbaşkanlığına uzanan süreçte AK Parti; e-muhtıra, kapatma davası, Gezi olayları, 17-25 Aralık, 15 Temmuz darbe girişimi gibi siyasi kırılmaların yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yerli ve milli otomobilimiz TOGG, şehir hastaneleri, Ayasofya’nın zincirlerini kırarak Ayasofya-i Kebir Cami-i olması ve Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu gibi başlıklarla da Türkiye’nin siyasi ve toplumsal gündeminde belirleyici oldu.
Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk siyasi tarihindeki kırılma noktalarından biri olan ünlü şiir olayı, AK Parti’nin kuruluşundan yıllar önce gerçekleşti. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, 7 Aralık 1997 tarihinde Siirt’te katıldığı bir mitingde Ziya Gökalp’in “Asker Duası” isimli şiirini okudu. Bu konuşması nedeniyle yargılanan Erdoğan, hapis cezasına çarptırıldı ve 1999 yılında Pınarhisar Cezaevi’nde yatarak siyasi yasaklı hale geldi. Siyasi yasağının ardından yeni bir kadro hareketi başlatan Erdoğan, cezaevi sürecinden yaklaşık iki yıl sonra, 14 Ağustos 2001’de Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK Parti) kurarak genel başkanı oldu. Kronolojik sıra, şiir olayının partinin kuruluşundan çok daha önce yaşandığını gösteriyor.
3 Kasım 2002 tarihinde yapılan erken genel seçimler, Türkiye siyasi tarihinde 19 yıllık koalisyonlar dönemini kapatarak yeni bir miladın başlangıcı oldu. Henüz 14 ay önce kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), ilk kez katıldığı genel seçimlerde büyük bir zafer elde ederek tek başına iktidara geldi. Seçmenlerin %79,13 katılım gösterdiği tarihi seçimlerde AK Parti, %34,28 oy oranı alarak birinci parti oldu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise %19,39 oy alarak meclise giren ikinci ve son parti unvanını kazandı. Seçim barajının %10 olması nedeniyle, geriye kalan tüm partiler meclis dışında kaldı. Bu durum, AK Parti’nin %34,28’lik oy oranıyla TBMM’deki 550 sandalyeden 363 milletvekilliğini kazanmasını sağladı. 3 Kasım seçimleri, dönemin koalisyon ortakları olan ve Türk siyasetine yön veren köklü partiler için tam bir tasfiye operasyonuna dönüştü. Bülent Ecevit liderliğindeki DSP (%1,22), Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP (%8,36) ve Mesut Yılmaz liderliğindeki ANAP (%5,13), Tansu Çiller’in genel başkanı olduğu DYP de (%9,54) barajın altında kalarak meclise veda etti. 18 Kasım 2002’de kurulan 58. Hükümet, Erdoğan’ın Mart 2003’te başbakanlığı devralacağı sürece kadar ülkeyi yöneten ilk AK Parti hükümeti oldu.
Türkiye siyasi tarihinde yeni bir dönem resmen başladı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mart 2003 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin 25. Başbakanı olarak görevi devraldı.3 Kasım 2002 genel seçimlerinde AK Parti %34,28 oy oranıyla tek başına iktidar olmasına rağmen, siyasi yasağı nedeniyle meclise giremeyen Erdoğan’ın başbakanlık yolu, Siirt’te yapılan yenileme seçimleriyle açıldı. 9 Mart 2003 günü Siirt’te kurulan sandıklardan AK Parti, %84,8 gibi ezici bir oy oranıyla birinci çıktı. Bu sonuçla Siirt Milletvekili olarak meclise giren Erdoğan, başbakanlık koltuğunun tek sahibi oldu. Seçim sonuçlarının ardından 58. Hükümet’in Başbakanı Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığına istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından hükümeti kurma görevi verilen Recep Tayyip Erdoğan, kabinesini hızla oluşturdu. Erdoğan, başbakanlık görevini selefi Abdullah Gül’den resmen devralarak Cumhuriyet tarihinin 25. Başbakanı unvanıyla mesaisine başladı.
Girdiği ilk yerel seçim olan 2004 mahalli idareler seçimlerinde de yüzde 41,7’lik oy oranıyla sandıktan birinci parti çıkan AK Parti, 11’i büyükşehir olmak üzere 1950 belediyeyi kazandı. 2007’deki genel seçimlerde yüzde 46,58’lik oy oranına ulaşan AK Parti, Tunceli dışındaki 80 ilden milletvekili çıkarmayı başardı ve tek başına iktidar oldu. Meclis’te 28 Ağustos 2007’de yapılan oylamada, partinin kurucularından Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi.
Bir dönem yüksek ve kronik enflasyon, yüksek faiz ve ekonomik istikrarsızlara maruz kalan Türk lirasına itibar kazandırmak için paradan 6 sıfır atılmasının üzerinden 21 yıl geçti. Vatandaşlar, 1981 yılından itibaren ortalama 2 yılda bir, daha büyük değerlerdeki yeni banknotlarla tanışmak zorunda kaldı. Cumhuriyet’in ilanından 1991 yılına kadar en büyük banknot 50 bin lira iken, 10 yıl içinde 400 katlık bir artışla 20 milyon liraya kadar yükseldi. 2001 krizinden sonraki dönemde uygulanan sıkı maliye ve istikrar politikaları sonucu enflasyon düşme eğilimine girerken, ekonomiye de güven geldi. Böylece, 31 Ocak 2004’te, Türk lirasından 6 sıfır atılması ve 1 milyon liranın 1 Yeni Türk Lirasına (YTL) eşitlenmesini öngören ilgili kanun çıkarıldı. 1 Ocak 2005’te de paradan 6 sıfır atılarak, Yeni Türk Lirası banknotlar tedavüle girdi.
Türk demokrasi tarihine “e-muhtıra” olarak geçen 27 Nisan bildirisi de Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi milli iradeyi hedef alan bir girişim olarak akıllarda kaldı. Cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılan ilk oylamanın ardından gece yarısı Genelkurmay Başkanlığının internet sitesine bir bildiri konuldu. Türk demokrasi tarihinde “e-muhtıra” olarak yerini alan bu bildiriye, AK Parti hükümetinden çok sert bir karşı açıklama geldi. Dönemin Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek tarafından kamuoyuna duyurulan açıklamada, Genelkurmay Başkanlığı bildirisinin “hükümete karşı bir tutum” olarak algılandığı vurgulanarak, Başbakanlığa bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığının, herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanmasının demokratik bir hukuk devletinde düşünülemeyeceğine dikkat çekildi.
AK Parti’yi iktidardan uzaklaştırmak için atılan adımlardan biri de kapatma davası oldu. Bu bağlamda eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 71 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesi ile partinin kapatılmasını içeren iddianame, 14 Mart 2008’de Anayasa Mahkemesine sunuldu. Yüksek Mahkeme, 31 Mart 2008’de iddianameyi kabul etti. Anayasa Mahkemesinin, siyasi tarihe “Google iddianamesi” olarak geçen iddianameyi kabul etmesinin ardından dava 30 Temmuz 2008’de karara bağlandı. Yüksek Mahkemenin 5 üyesi kapatmaya karşı çıkarken, 6 üye kapatmadan yana oy kullandı. Anayasa’da öngörülen nitelikli çoğunluk sağlanamadığı için parti kapatma talebi reddedilmiş oldu.
Davos’ta 29 Ocak 2009’da Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında düzenlenen “Gazze: Ortadoğu’da Barış Modeli” başlıklı panele Erdoğan da davet edildi. Panelde, Peres’in Gazze saldırılarını meşrulaştıran sözleri ve diplomatik sınırları ihlal eden davranışlarıyla moderatör Washington Post yazarı David Ignatius’ın taraflı tutumu karşısında Erdoğan tepkisini gösterdi. Peres’in Türkiye’ye ve Filistinlilere yönelik suçlamalarına cevap vermek isteyen Erdoğan’nın konuşması moderatör tarafından kesilmeye çalışılmış, Erdoğan da Ignatius’a dönerek tekrar tekrar “One minute” diyerek kendisine müdahale edilmemesi uyarısında bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Peres’e yüksek sesle hitap ederek, “Sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum” sözleri hafızalara kazındı. Paneldeki çifte standarda tepki gösteren Erdoğan, “Davos benim için bitmiştir” diyerek oturumu terk etmiş, salonda bulunan dinleyiciler Erdoğan’ı alkışlamıştı. Erdoğan’ın “One Minute” çıkışı Arap kamuoyu başta olmak üzere tüm dünyada yankı uyandırmış, Filistin’de büyük sevinçle karşılanmıştı. Davos Zirvesi’nin ardından yurda dönen Erdoğan coşkuyla karşılanmış, “One Minute” çıkışı yıllarca yerli ve yabancı medya organlarında geniş yer almıştı.
2010 Anayasa Değişikliği Referandumu, AK Parti’nin 2009 yerel seçimlerinde 10 büyükşehir ve 1442 belediyeyi kazanarak halktan aldığı güçlü güvenoyu sonrasında, askeri vesayetin izlerini silmek amacıyla gerçekleştirdiği en kritik demokratik hamlelerden biri olmuştur. Özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesinin tam 30’uncu yıl dönümüne (12 Eylül 2010) denk getirilerek sembolik bir anlam yüklenen halk oylamasında, cuntacıların hazırladığı 1982 Anayasası’nda köklü değişiklikler öngören 26 maddelik bir reform paketi milletin onayına sunulmuştur. Sandıktan yüzde 57,88 oranında güçlü bir “evet” oyu çıkmasıyla kabul edilen bu tarihi reform sayesinde, 12 Eylül darbesini gerçekleştiren cuntacı liderlerin dokunulmazlıkları kaldırılarak yargılanmalarının önü açılmış, memurlara toplu sözleşme hakkı tanınmış, kadınlar, engelliler ve çocuklara pozitif ayrımcılık getirilmiş, kişisel verilerin korunması güvence altına alınmış ve askeri yargının yetkileri daraltılarak sivilleşme adına devrim niteliğinde adımlar atılmıştır.
12 Haziran 2011 Genel Seçimleri, AK Parti’nin kurulduğu günden itibaren girdiği üçüncü genel seçim olmuş ve parti, Türk siyasi tarihinde eşine az rastlanır bir başarıyla üst üste üç dönem boyunca oylarını sürekli artırarak sandıktan devasa bir zaferle çıkmıştır. Yüksek katılım oranıyla gerçekleştirilen bu tarihi halk oylamasında, Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti yüzde 49,53 oranında rekor bir oy alarak tek başına iktidarını perçinlemiştir. Bu sonuçla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) 327 milletvekili gönderen ve meclis çoğunluğunu elinde bulunduran parti, Türkiye Cumhuriyeti’nin 61. Hükümeti’ni (3. Erdoğan Hükümeti) kurma görevini üstlenmiştir. Bu büyük zafer, aynı zamanda Türkiye’nin tam 34 yıl aradan sonra erken seçime gitmeden, zamanında yapılan ilk olağan genel seçimi olması bakımından da demokratik olgunluk açısından kritik bir milat teşkil etmiştir.
Dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sadrettin Sarıkaya tarafından MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu istihbarat görevlilerinin 7 Şubat 2012’de ifadeye çağrılmasıyla başlayan kriz, siyasi iktidarın olaya müdahalesiyle son buldu. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) doğrudan hükümeti hedef alan girişimi sonrası yapılan yasal değişiklikle, MİT görevlilerinin soruşturulması izni Başbakanlığa bırakılarak ülke bir krizden daha çıkarılmış oldu.
Gezi Parkı Olaylarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuya ilişkin yaptığı açıklamada, başlangıçta birkaç ağacın taşınması bahane edilerek alevlendirilen bu olayların doğrudan milleti ve millî iradeyi hedef alan alçak bir saldırı olduğunu belirtmiştir. Türkiye’nin faizlerin tarihi seviyelere indiği ve IMF borcunu tamamen kapattığı en parlak ekonomik döneminde devreye sokulan bu kalkışmanın makroekonomik göstergelere çok ağır bir darbe vurduğunu vurgulayan Erdoğan; Gezi olaylarının Türkiye’ye doğrudan maliyetinin 1,4 milyar dolar, makroekonomik dengeler üzerindeki uzun vadeli tahribatı içeren dolaylı maliyetinin ise 100’lerce milyar doları bulduğunu ifade etmiştir. Bu dönemde piyasaların uzun süreli bir negatif sürece girmesi, milyarlarca dolarlık sıcak para ve yabancı yatırım çıkışının yaşanması, finansal istikrarı baltalayarak Türkiye’ye küresel ölçekte çok ağır bir ekonomik fatura kesilmesine neden olmuştur.
17-25 Aralık Kumpas Operasyonları, FETÖ’nün emniyet ve yargı içerisine sızmış militanları vasıtasıyla meşru Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmeye yönelik gerçekleştirdiği en büyük yargısal darbe teşebbüsüdür. Dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısı ve şu an FETÖ firarisi olan Celal Kara tarafından 17 Aralık 2013’te başlatılan ilk dalgada; bazı bakan çocukları, bürokratlar ve tanınmış iş adamları hakkında yolsuzluk kılıfı altında operasyon yapılarak hükümet doğrudan hedef alınmıştır. Bu organize saldırının ikinci dalgası ise tam bir hafta sonra, 25 Aralık 2013’te bir diğer FETÖ firarisi savcı Muammer Akkaş’ın, Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ı şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırmaya yeltenmesi ve Türkiye’nin dev bütçeli milli projelerini yürüten iş adamlarının mal varlıklarına el koyma kararı çıkartmasıyla yaşanmıştır. Hukuk kurallarını ve hiyerarşiyi çiğneyerek gizlilik içinde yürütülen, doğrudan Başbakan Erdoğan’ı ve kabineyi tutuklamayı amaçlayan bu hain kumpas, hükümetin kararlı duruşu, emniyet ile yargıdaki vatansever kadroların müdahalesi ve örgüt militanlarının görevden uzaklaştırılmasıyla boşa çıkarılmıştır. Türkiye için tarihi bir kırılma noktası olan bu süreç, FETÖ’nün bir hizmet hareketi değil, devlet güvenliğini tehdit eden illegal bir yapı olduğunu ve hükümeti devirmek için yargıyı bir silah olarak kullandığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.
Kuruluşunun ardından kesintisiz iktidarına 18 yıldır devam eden AK Parti, bu sürede bünyesinden dört başbakan ve iki cumhurbaşkanı çıkardı. Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım’ın başbakanlık yaptığı bu süreçte Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin 11. ve 12. Cumhurbaşkanlığına seçildi. Gül, 367 krizi sonrası TBMM üyelerince 2007’de Cumhurbaşkanı seçildi. Kurucu Genel Başkan Erdoğan ise cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesinin önünü açan 21 Ekim 2007’deki halk oylaması sonrası yapılan ilk seçimde Cumhurbaşkanı oldu. Erdoğan, 2007’deki halk oylamasıyla cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine imkan tanıyan düzenleme uyarınca 10 Ağustos 2014’teki seçimde, oyların yaklaşık yüzde 52’sini alarak doğrudan halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.
15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ’nün, Türkiye tarihinin en kanlı darbe girişimi olarak tarihe geçen hain projesi, örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki (TSK) üniformalı teröristleri aracılığıyla hayata geçirilmiş; ancak bu karanlık tertip Türk milletinin destansı direnişi ve kahramanlıklarla bastırılmıştır. Sürecin seyrini değiştiren en büyük hamle, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın televizyon ekranlarından “Milletimizi, illerimizin meydanlarına, havalimanlarına davet ediyorum.” yönündeki çağrısı olmuş ve bu tarihi davet üzerine milyonlarca vatandaş tankların önüne geçerek demokrasiyi sahiplenmiş, silahların ve jetlerin karşısına dikilmiştir. Gecenin en büyük kırılma anı, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı ele geçirmeye gelen darbeci general Semih Terzi’yi bir an bile düşünmeden, canını hiçe sayarak alnından vurarak hainlerin darbe planını sekteye uğratan ve orada şehit edilen Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir’in kahramanlığı olmuştur. Darbenin ana komuta merkezi olarak kullanılan Akıncı Üssü’nde ise Ankara semalarında ölüm saçan jetler koordine edilmiş, ancak üssün çevresini saran Kazan halkı nizamiyede canı pahasına direnmiş ve tarlalarını yakarak jetlerin görüşünü engelleyip kalkışları durdurmuştur. Milletin cansiperane mücadelesi ve emniyet güçlerinin operasyonlarıyla sabahın ilk ışıklarında kontrol tamamen sağlanmış; bu tarihi direnişte 251 vatan evladı şehit düşerken, 2 bin 196 vatandaşımız da gazi unvanı almıştır.
Türkiye, 16 Nisan 2017’de yapılan ve “tarihi” olarak nitelendirilen halk oylamasıyla yeni bir döneme girdi. Halk oylaması süreci, Başbakan Binali Yıldırım dahil, 316 AK Parti milletvekilinin imzasını taşıyan anayasa değişikliği teklifinin 10 Aralık 2016’da TBMM Başkanlığına sunulmasıyla başladı. Maddelere ilişkin oylamaların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Şubat 2017’de anayasa değişikliğine ilişkin kanunu onaylayarak, halkoyuna sunulmak üzere yayımlanması için Başbakanlığa gönderdi. 16 Nisan 2017’deki halk oylamasından yüzde 51,41 oranında “evet”, yüzde 48,59 oranında “hayır” oyu çıkmasıyla Anayasa’daki, “Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiği kesilir” hükmünün kaldırılmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a parti üyeliğinin yolu açıldı. Ayrıca halk Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesine karar verdi. Erdoğan, 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’ne 979 gün aradan sonra gelerek üyelik beyannamesini imzaladı ve AK Parti’ye üye oldu.
AK Parti ve MHP tarafından Cumhur İttifakı’nı 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde devam ettirme kararı alındı. Görüşmeler sonucu AK Parti ve MHP arasında seçimlerde 30’u büyükşehir olmak üzere 51 ilde ittifak yapıldı. Cumhur İttifakı kapsamında MHP, Adana, Mersin ve Manisa büyükşehir belediyelerinde aday gösterirken, 27 büyükşehirde ise AK Parti aday çıkardı. AK Parti, 31 Mart yerel seçimlerinden yüzde 44,33 oy oranıyla yine birinci parti olarak çıkmayı başarırken, Ankara ve İstanbul büyükşehir belediye başkanlıklarını CHP kazandı. AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarına itiraz etmesi üzerine, seçimler 23 Haziran’da yenilendi. Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasındaki seçim yarışında CHP’nin adayı İmamoğlu ipi göğüsledi.
Zaman zaman seçimlerin vaktinde yapılacağı yönünde açıklamalar gelmesine rağmen AK Parti’nin siyasi ittifak yaptığı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den gelen erken seçim teklifi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve partinin yetkili organları tarafından değerlendirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşmenin ardından seçimlerin 24 Haziran 2018’de yapılacağını açıkladı. Daha önce, ilk kez 10 Ağustos 2014’te cumhurbaşkanı halk tarafından seçilirken, 24 Haziran 2018’de seçmenler ilk kez cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimi için aynı gün sandığa gitti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerde yüzde 52,38 oy alarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Erdoğan liderliğindeki AK Parti ise Türk siyasi tarihinin en önemli seçiminde yüzde 42,28 oy alarak 16 yılda 13. seçim başarısını elde etti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Temmuz’da TBMM’de yemin ederek görevine başladı. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ni de aynı gün açıkladı. Buna göre, Cumhurbaşkanı Yardımcılığına Fuat Oktay getirildi. Yeni kabinede eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar da Milli Savunma Bakanı olarak görev aldı.
Türkiye’nin yerli ve milli otomobil projesi Togg, 2 Kasım 2017’de Anadolu Grubu, BMC, Kıraça Holding, Turkcell ve Zorlu Holding’in oluşturduğu Ortak Girişim Grubu ile somut bir projeye dönüştü; şirket ise 25 Haziran 2018’de kuruldu. Togg’un ilk modelleri 27 Aralık 2019’da kamuoyuna tanıtılırken, Bursa’nın Gemlik ilçesindeki üretim tesisinin inşaatı 18 Temmuz 2020’de başladı. Yaklaşık iki yılda tamamlanan Gemlik Kampüsü 29 Ekim 2022’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açıldı ve T10X’in seri üretimi aynı gün başladı. Gerekli teknik yeterlilik ve homologasyon süreçlerinin tamamlanmasının ardından T10X, Mart 2023’te Türkiye yollarına çıktı; böylece Türkiye’nin fikri ve sınai mülkiyet hakları Türkiye’ye ait elektrikli otomobil projesi seri üretim ve satış aşamasına geçmiş oldu.
Şehir hastaneleri, COVID-19 pandemisi sırasında Türkiye’nin sağlık kapasitesinin artırılmasında önemli rol oynadı. Türkiye’nin şehir hastanesi modelindeki ilk hastane olan Mersin Şehir Hastanesi, 3 Şubat 2017’de hizmete açıldı. Pandemi döneminde özellikle yüksek yatak ve yoğun bakım kapasitesiyle öne çıkan hastanelerden biri ise Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi oldu. Hastanenin ilk etabı Nisan 2020’de hizmete alınırken, 2 bin 682 yatak ve 456 yoğun bakım yatağı kapasitesiyle salgının en kritik döneminde İstanbul’un sağlık altyapısına ciddi kapasite sağladı. İlk etabın pandemi hastanesi olarak kullanılması ve COVID-19 hastalarının burada tedavi edilmesi, salgın sırasında şehir hastanelerinin yüksek kapasiteli sağlık tesisleri olarak devreye sokulduğunu gösterdi. 2026 itibarıyla Sağlık Bakanlığı’nın kurum listelerinde 18 şehir hastanesi adı geçiyor.
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin aldığı karar ve yürütülen hukuki sürecin ardından 86 yıl sonra yeniden ibadete açıldı. Danıştay 10. Dairesi’nin 10 Temmuz 2020’de Ayasofya’nın müze statüsünü sona erdiren kararının ardından Erdoğan, Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılacağını açıklayarak ilk namazın 24 Temmuz 2020 Cuma günü kılınacağını duyurdu. Erdoğan, caminin kapılarının yerli-yabancı, Müslüman-gayrimüslim herkese açık olacağını söyledi. 24 Temmuz’da Erdoğan’ın da katıldığı cuma namazıyla Ayasofya resmen ibadete açılırken, tarihi ana tanıklık etmek isteyen vatandaşlar Türkiye’nin farklı illerinden İstanbul’a geldi; caminin ve çevresindeki namaz alanlarının dolması üzerine binlerce kişi çevrede ve Yenikapı’da saf tuttu.
14 ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 21 yıllık kesintisiz iktidarını neredeyse çeyrek asra taşıyan, Türkiye siyasi tarihinin en yüksek katılımlı ve en kritik dönüm noktalarından biri olmuştur. İlk turu 14 Mayıs’ta yapılan ve hiçbir adayın %50 barajını geçememesi üzerine Türk demokrasi tarihinde ilk kez ikinci tura kalan cumhurbaşkanlığı seçiminde, millet bir kez daha istikrar ve güvenden yana tavır almıştır. 28 Mayıs 2023 pazar günü gerçekleştirilen tarihi ikinci tur oylamasında Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 52,18 oranında güçlü bir oy alarak yeniden Cumhurbaşkanı seçilmiş ve yürütmenin başındaki liderliğini perçinlemiştir. Aynı zamanda liderliğini yaptığı Cumhur İttifakı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) çoğunluğu elde etmesiyle birlikte, 21 yıllık AK Parti iktidarı ve Cumhuriyetin ikinci yüzyılı olan “Türkiye Yüzyılı” vizyonu halkın mutlak iradesiyle tescillenmiş ve milli irade bir kez daha sandığa mühür vurmuştur.
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremler, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük felaketlerden biri olarak kayıtlara geçti. 14 milyon insanın doğrudan etkilendiği deprem felaketinde 53 binden fazla kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce bina ağır hasar gördü veya yıkıldı. Felaketin ardından bölgede başlayan yeniden inşa seferberliğinde ise hedef, depremzedeleri güvenli yuvalarına kavuşturmak oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, geçen yıl sonu itibarıyla deprem bölgesinde 455 bin konutun tamamlandığını, bu yıl ise parkları, meydanları ve sosyal donatı alanlarıyla birlikte yaklaşık 500 bin konutun hak sahiplerine teslim edildiğini belirten Kurum, yerinde dönüşüm kapsamında 120 bin konutun yapımının da sürdüğünü açıkladı.
Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde uzay alanındaki bağımsızlığını güçlendirmek ve uzaydaki hak ve menfaatlerini koruyacak kapasiteyi oluşturmak amacıyla kapsamlı adımlar attı. 2021’de ilan edilen Milli Uzay Programı ile uzaya erişimde bağımsızlığın güvence altına alınması, yerli uzay teknolojilerinin geliştirilmesi, uydu sistemleri ve uzay güvenliği alanlarında yetkinlik kazanılması hedeflendi. Bu vizyonun önemli adımlarından biri de Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu oldu. Alper Gezeravcı, 19 Ocak 2024’te Uluslararası Uzay İstasyonu’na giderek Türkiye’nin ilk astronotu olarak tarihe geçti ve 14 gün boyunca 13 bilimsel deney gerçekleştirdi. Aynı dönemde Türkiye’nin ilk yerli ve millî haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’nın da uzaya gönderilmesiyle Türkiye, uzay teknolojilerinde kendi imkân ve kabiliyetlerini geliştiren ülkeler arasındaki yerini daha da güçlendirdi.
AK Parti’nin iktidardaki çeyrek asırlık dönemini tescilleyen bu yeni süreç, 3 Kasım 2002’de başlayan kesintisiz yürüyüşü tam 25. yılına ulaştırarak Türk siyasi tarihinde benzeri görülmemiş bir istikrar rekoruna imza atmıştır. Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde “Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır” vizyonu ve temasıyla ilan edilen bu yeni dönem, partinin sadece geçmiş başarılarını taçlandırdığı değil, ikinci 25 yıllık geleceği de şekillendirdiği stratejik bir milat niteliğindedir. 2026 yılı itibarıyla Türkiye, Cumhur İttifakı’nın geniş mutbakatıyla TBMM’ye sunulan ve yasalaşan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” sayesinde “Terörsüz Türkiye” hedefinde tarihi adımlar atmış, eş zamanlı olarak sanayiden yüksek teknolojiye, enerjiden savunmaya kadar her alanda bağımsızlığı perçinleyecek köklü bir reform ve dönüşüm dönemine girmiştir. Siyasi kulvarlarda çeyrek asrı deviren hareket, 11,7 milyonu aşan üye sayısı ile Türkiye’nin açık ara en büyük siyasi teşkilatı olma konumunu korurken, “Türkiye Yüzyılı” idealini kalıcı bir geleceğe dönüştürmek amacıyla sivil anayasa çalışmaları ve makroekonomik atılımlarla 25. yılını yeni bir yükseliş dönemi olarak ilan etmiştir.
GÜNDEM
2 dakika önceGÜNDEM
25 dakika önceGÜNDEM
36 dakika önceGÜNDEM
2 saat önceGÜNDEM
2 saat önceGÜNDEM
2 saat önceGÜNDEM
2 saat önce
1
Enver Aysever’den Erdoğan’a destek: Bak birader, adamın tepesini attırma!
268 kez okundu
2
Kırıkkale’de vahşet! Damat, kayınpederi ve kayınvalidesini bıçakla yaraladı
209 kez okundu
3
İstanbul Boğazı’ndan 2 saat arayla 2 erkek cesedi çıkarıldı! Kimlikleri belli oldu
179 kez okundu
4
Son dakika: Trump’ın Türkiye sözleri! Erdoğan: Doğru söze ne denir? Tespitler yerinde
166 kez okundu
5
SON DAKİKA HABERLER | Bir çocukları vardı… Kocasını kalbinden bıçakladı! | Son dakika haberleri
153 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.