

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Bugün yaptıklarınız, yarınlarınızı iyileştirebilir. Yani her adımınız geleceğe yatırım olabilir. Asırlar önce inşa edilmiş ve nesilden nesile pek çok kişiyi çatısı altında ağırlamış tarihi yapılar da bugünlere yatırımla yani yapılan bakım ve onarımlarla gelmişti. Geçmişte bir araya getiren ve harçla birbirine sıkı sıkıya bağlanan taşlarla inşa edilen yapılar, depremlere ve dış ortamdaki her olumsuz faktöre göğüs germişti. Her birinin bulutlara uzanan duvarları, dimdik ayaktaydı. Üstelik antik harçlarla inşa edilmiş olan bu yapılar dengelerini koruyordu. En azından pek çoğu için durum buydu. Peki ama yıllara meydan okuyan bu yapıların arkasındaki gizli eller? Hangi yıl inşa edilmiş olursa olsun her yapının bakım ve onarıma ihtiyacı vardı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde tarihin dimdik ayakta durmasını sağlayan ellerden biri olan İnşaat Mühendisi Atalay Baykan, büyüleyici kubbelerin ‘çelik zırhlarını’ ve ayakta tutulması gereken ‘ölü’ detayını Milliyet.com.tr’ye anlattı.Haberin DevamıÖNCE DOLGU SONRA DESTEKTarihi eserlerin restorasyonu için yapılan her işlem, onların ömrünü uzatarak gelecek nesillere miras bırakmak içindir. Bazı camilerde, kemer ya da kubbeli yapılarda görülen ve yapının paralel duvarları arasında dik yerleştirilen demir çubukları gördüyseniz, yapının ayakta kalmasını sağlayan önemli bir güce şahit olmuşsunuz demektir. Bu çubuklar aslında hem yapının inşasında kullanılan duvar ve kubbe taşlarını bir arada tutmaya hem de eserin dengeli şekilde ayakta durması için onu ‘ölü’ yüklerden kurtarmaya yarıyordu. Peki ama ‘ölü yük’ ne anlama geliyordu ve yapı neden bu yüklerden kurtulmalıydı? Mühendis Atalay Baykan bunu, “Kültürel miras değerlerimizden olan tarihi yapılar coğrafyamızda ağırlıklı olarak yığma kâgir diye tabir ettiğimiz yöntemle yapılıyordu. Bu yapım yönteminde taşıyıcı sistem beden duvarları üzerine konumlanır. Kâgir yapıda yer alan kubbe, tonoz gibi ögeler yüklerini beden duvarlarına aktarır ve yapının ölü yükleri, yani kendi malzeme ağırlığından kaynaklı yükleri ve deprem yükleri altında çalışması bu şekilde tasarlanır. Yığma kâgir yapıların yapım tekniği derz dolgu üzerinedir ve beden duvarları minimum boşluk kalacak şekilde veya taşlar arasında boşluk bırakmayacak şekilde örülür. Bu noktada dışlık-içlik diye tabir ettiğimiz günümüzde ‘pencere’ gibi düşünülebilecek boşluklar bile yapının statik davranışını ciddi şekilde etkiler” diye açıklıyor. İşte her şey boşluk kalmadan birbirine yapışan taşların dengesini korumasına bağlıydı. Tam da bu noktada ise devreye başka bir destekçi giriyordu!Haberin Devamı
UNCATEGORİZED
28 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
28 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
28 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
28 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
28 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
28 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
28 Mayıs 2026
1
Enver Aysever’den Erdoğan’a destek: Bak birader, adamın tepesini attırma!
230 kez okundu
2
Kırıkkale’de vahşet! Damat, kayınpederi ve kayınvalidesini bıçakla yaraladı
184 kez okundu
3
İstanbul Boğazı’ndan 2 saat arayla 2 erkek cesedi çıkarıldı! Kimlikleri belli oldu
141 kez okundu
4
SON DAKİKA HABERLER | Bir çocukları vardı… Kocasını kalbinden bıçakladı! | Son dakika haberleri
82 kez okundu
5
Uluslararası IQAır raporuna göre Türkiye’de hava kalitesi! İşte en temiz ve en kirli şehir
68 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.