

Yıl 1962… Tarih yaprakları 14 Temmuz’u gösteriyordu. İstanbul’un gözde semtlerinden Cihangir’de sıradan bir cumartesi günü yaşanıyordu. İnsanlar hafta sonunun tadını çıkarıyor, kimi denize gitmiş, kimi ailesiyle evinde vakit geçiriyordu. Firüzağa’daki bir apartmanda yaşayan 28 yaşındaki Fransız vatandaşı Joslin için de gün, diğerlerinden farklı başlamamıştı.
Evli ve iki çocuk annesi genç kadın, o gün evindeydi. Saatler öğleden sonrayı gösterdiğinde çocukları hizmetçiyle birlikte parka çıktı. Eşi Vivian ise yatak odasına çekilmiş, gazete okuyordu. Joslin mutfaktaydı. Mayonez hazırlıyordu. Ancak o mayonez hiçbir zaman tamamlanamayacaktı. Çünkü biraz sonra çalacak kapı zili, 28 yaşındaki kadını evinden çıkaracak; birkaç dakika sonra apartmanın alt katındaki boş bir dairede korkunç bir cinayet işlenecekti. Geride ise dönemin Cinayet Masası’nı günlerce uğraştıracak ve Türkiye gündemini sarsacak bir olay yeri kalacaktı.
Akşam saatleri… Vivian, panik bir şekilde Fındıklı Polis Karakolu’na girdi. Kapıdaki polise, “Eşim kayıp” dedi. İçeri alınan Vivian, polise eşinin nasıl kaybolduğunu şöyle anlattı: “Saat 13.30 sıralarında eve geldim. Karım ve çocuklarımla birlikte bir müddet oturduk. Daha sonra hizmetçi çocukları parka götürdü, ben yatak odasına çekildim. Gazete okuyordum. Karım da mutfakta mayonez yapıyordu. Kapının zili iki defa çalındı ve sonra hiç ses çıkmadı. Aradan biraz zaman geçti. Karımı çağırdım, cevap vermedi. Kalktım, baktım; mutfakta yoktu. Kapı açıktı. Apartman merdivenlerinde kan izini gördüm. Belki elini kesmiştir ve İlk Yardım Hastanesi’ne gitmiştir diye hastaneye gittim, yoktu. Bizim oturduğumuz katın altındaki katta kan izleri fazlalaşıyor, gelin bakın” dedi.
REKLAM
Bu ihbar üzerine karakol polisi Vivian ile birlikte apartmana geldi. Apartman merdivenlerini kontrol eden polis, apartmanın merdivenlerinde ve bir dairenin kapısının önünde kan damlalarını gördü. Dördüncü kattaki bu dairede kimse yoktu. Anahtar da kimsede yoktu. Polis, kapıyı kırarak içeri girdi. İçeri girildiğinde hemen içeride kan izleri göze çarptı. Yatak odasına gidildiğinde odada yoğun bir kan birikintisi vardı. Eşyalar dağınıktı. Sanki bu odada bir boğuşma yaşanmıştı.
Banyoya giren polis ekipleri kan donduran manzarayla karşılaştı. 28 yaşındaki Joslin’in cansız bedeni banyodaydı. Olay bir cinayetti. Olay hemen o dönem İkinci Şube olarak bilinen Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bildirildi. Cinayet Masası ekipleri ve o dönem İkinci Şubeden sorumlu Emniyet Müdürü İhsan Vardar hemen olay yerine geldi. Yapılan incelemede genç kadının bıçaklanarak öldürüldüğü belirlendi.
Vardar ve ekibi olay yerinde inceleme yapmaya başladı. Cinayet Masası boş daireyi yeniden didik didik aradı. Mutfaktaki bir rafta ekmek bıçağı bulundu. İlk bakışta temizdi. Bıçağı iyice inceleyen Emniyet Müdürü Vardar, bıçakta bir kan izi fark etti. Bıçak yıkanmıştı ancak üzerinde bir kan damlası kalmıştı. Olay bu bıçakla gerçekleşmişse katil zanlısı elini kesmiş olmalıydı. Görüntüye göre katil zanlısı elini ve bu bıçağı yıkamıştı. Vardar, hemen bu bıçağın incelenmesi için talimat verdi. Kapı önünde ve merdivenlerde bulunan kan izlerinden de numuneler alındı. Kapıda yapılan incelemede bir zorlama olmadığı görüldü. O zaman bu kapı anahtarla mı açılmıştı? Daire sahipleri kimdi? Ve Joslin’in bu dairede ne işi vardı?
REKLAM
Olay yerinde kan örnekleri alındı ve çalışma tamamlandı. Araştırmalarda olayın gerçekleştiği evin İtalyan asıllı bir aileye ait olduğu belirlendi. Aile, olay zamanında Yeşilköy’deki yazlıklarındaydı. Yapılan incelemede dairenin 3 anahtarı vardı ve 3 anahtar da 3 aile ferdine aitti. İtalyan aile ile yapılan görüşmede, bir süre önce yanlarında 19 yaşındaki bir kişinin çalıştığını ve bu kişinin evde hırsızlık yaptığı için tutuklandığını polise söylediler. 4’üncü anahtarın bu çalışanlarında olabileceğini belirttiler. Üstelik öldürülen Joslin de 19 yaşındaki bu genci tanıyordu. Polis, bu şahsın eve geldiği, kendisini tanıyan Joslin’i bir bahaneyle aşağıya indirdiği ve burada tecavüz edip öldürdüğü ihtimali üzerinde de durmaya başladı.
O genç listenin başına alındı. Ancak soruşturma yine apartmanda başladı. Polis, apartmanda yaşayanları ve olay günü binaya girip çıkanları tek tek sorgulamaya başladı. En başta Joslin’in kocası Vivian’ın ifadesine başvuruldu. Vivian poliste verdiği ifadede, “Çok zengindim. Hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Karımla çok mesut bir hayatımız vardı. Cinayeti sadist bir şahsın sırf karıma tecavüz etmek için işlediğini düşünüyorum” dedi. Ancak bu ifadeye rağmen koca Vivian şüpheli listesinde yer alıyordu.
REKLAM
Şüpheliler arasında kapıcı Mithat da yer aldı. Mithat’ın anlattığı bir ayrıntı dikkat çekiciydi. Cinayetin işlendiği saatlerde merdivenlerden aşağıya doğru inen genç bir erkek görmüştü. Gencin üzerinde mavi pantolon ve beyaz gömlek vardı. Ancak kapıcı kesin bir teşhiste bulunamıyordu. Soruşturma ilerledikçe şüpheli sayısı da artıyordu. Joslin’in eşi Vivian… Kapıcı Mithat… Kapıcının arkadaşı ve paspasçı İsmail… Eski uşak… Hepsi ayrı ayrı mercek altına alındı.
Cinayet Masası günler boyunca şüphelileri sorguladı. Ancak soruşturmanın en şaşırtıcı gelişmelerinden biri kapıcı Mithat’ın sorgusunda yaşandı. Yapılan ağır sorguda kapıcı Mithat, cinayeti kendisinin işlediğini söyledi. Bu itiraf, bir gün sonraki gazete manşetlerinde “Katil kapıcı çıktı” diye yer aldı. Günlerdir konuşulan ve merak edilen cinayet vakası çözülmüş gibiydi. Ancak İkinci Şube Müdürü İhsan Vardar’ın bir şüphesi vardı. Polis Kriminal Laboratuvarı’ndan gelecek sonucu bekliyordu.
Kısa bir süre sonra Kriminal’den rapor geldi. Gelen rapor tam da tecrübeli emniyet müdürünün beklediği bir rapordu. Olay yerinde Joslin’in kanı dışında ikinci bir kişiye ait kan vardı. Bıçaktaki kan damlası da Joslin’in kanı değildi. İkinci kan, “B” grubuydu. Yani katilin kan grubu B’ydi.
REKLAM
Bunun üzerine Joslin’in kocası Vivian, kapıcı Mithat, paspasçı İsmail ve 19 yaşındaki çalışanın kan örnekleri alındı. Yapılan incelemede bu 4 kişinin kan örneği, olay yerinde bulunan kan örneğiyle eşleşmedi. Ortada bir itiraf vardı ancak bu itiraf olay yerinde bulunan maddi delille örtüşmüyordu. Vardar ve ekibi tüm bu şüphelileri serbest bıraktı. “Ben öldürdüm” diyen kapıcı Mithat da serbest kalmıştı. Polisin hedefinde artık “B” grubu kana sahip katili bulmak vardı. Ve katil muhtemelen elini kesmiş biriydi.
Soruşturma başa dönmüş gibiydi. Ancak aslında çember giderek daralıyordu. Polis, apartmanda yaşayanları, onların yakınlarını ve olay günü binada bulunan kişileri yeniden incelemeye başladı. Joslin’in oturduğu dairenin yanında, 12 numarada Elizabeth ve Feride isimli iki kız kardeş yaşıyordu. Tünel’de bulunan bir pastanede çalışıyorlardı. Bir de erkek kardeşleri vardı: 22 yaşındaki Noel. Noel askerdi ve Erzincan’da görev yapıyordu. Ancak cinayetten yaklaşık 20 gün önce yıllık iznini geçirmek üzere İstanbul’a gelmiş ve ablalarının yaşadığı daireye yerleşmişti. Cinayet Masası, Noel’in hareketlerini araştırmaya başladığında dikkat çekici ayrıntılar ortaya çıktı.
Cinayet günü Noel’in elleri yaralıydı. Bu, soruşturma açısından son derece önemliydi. Çünkü polis günlerdir ellerinden yaralanmış, B grubu kana sahip bir katil arıyordu. Dahası Noel, yaralı elleri için çevresine bir açıklama yapmıştı. Cinayetten sonra ablalarının çalıştığı pastaneye gitmişti. Elleri kanlı, üstü başı ıslaktı. Kendisine ne olduğu sorulduğunda şu cevabı vermişti: “Denize düştüm. Ellerimi midyeler kesti.” Oysa polisin aradığı katilin de ellerinin yaralı olduğu düşünülüyordu. Bu tek başına yeterli değildi. Fakat Noel’in çevresindeki çemberi daraltan başka ayrıntılar da vardı.
REKLAM
Cinayetin ortaya çıkmasının ardından polisler olayın yaşandığı apartmana doluşmuştu. Gazeteciler de binadaydı. İlginç olan şuydu: Noel kaçmamıştı. Tam tersine, soruşturmanın içindeymiş gibi gelişmeleri yakından takip ediyordu. Polislere ve gazetecilere su ikram ediyor, sigara veriyor, konuşulanları dinliyordu. Bir ara oradakilerden biri, katilin muhtemelen ellerinden yaralı olduğunu söyledi. Bu söz üzerine Noel mutfağa çekildi. Peşinden ablası Feride gitti. Ablasının da dikkatini kardeşinin ellerindeki yaralar çekmişti. “Bak, bu işi yapanın elleri yaralıymış. Senin de ellerin yaralı. Katil sen olmayasın?” Noel bunu reddetti. Üstelik ablasına yemin ederek: “Sana beş kere yemin ederim ki ben değilim.” Sonra yeniden diğerlerinin yanına döndü ve ellerini cebinde tutarak konuşmalara katılmaya devam etti. Ancak Noel’in bilmediği bir şey vardı. Cinayet Masası parçaları birleştirmeye başlamıştı.
Noel ertesi sabah ablalarına yeniden denize gideceğini, ardından askerlik yaptığı birliğine döneceğini söyledi. Tren biletini gösterdi. Evden çıkmadan önce de bir istekte bulundu. Üzerinde kan lekeleri bulunan pantolonunu, gömleğini ve iç çamaşırını temizleyiciye vermelerini istedi. Ancak ablaları bunu unuttu. Kanlı kıyafetler evde kaldı. Bu sırada olay yerindeki kan grubu, Noel’in yaralı elleri ve diğer küçük ayrıntılar bir araya getiriliyordu. Soruşturmaya dördüncü gününde Emniyet Müdürü İhsan Vardar’ın el koyduğu ve elde edilen küçük emarelerin polisi Noel’e yönelttiği anlatılıyordu. Artık her şey 22 yaşındaki askerin aleyhine dönmeye başlamıştı. Üstelik Noel İstanbul’dan ayrılmıştı. Polisin istikameti Erzincan’dı.
REKLAM
İstanbul polisi, şüphelinin Erzincan’da olduğunu belirledi. İkinci Şube Müdürü Vardar’ın talimatı üzerine bir ekip yola çıkarıldı. Araştırmada Noel’in 17 Temmuz akşamı ekspresle Erzincan’a geldiği ve sivil kıyafetlerle Park Palas Oteli’ne gittiği belirlendi. Noel, burada dikkat çekici bir hareket daha yapmıştı. Gerçek adını kullanmamıştı. Otel görevlisine Erzincan’daki askerî birliklerden birinde er olduğunu, İstanbul’dan izinden döndüğünü ve izin belgesini Sivas’ta kaldığı otelde unuttuğunu söyledi. Otel kayıtlarına adını “İlyas Şenel” olarak yazdırdı. Şüpheli artık İstanbul’dan yüzlerce kilometre uzaktaydı. Cinayet Masası da peşindeydi.
Noel’in izini süren İstanbul polisi Erzincan’a ulaştı. Dönemin gazete haberlerine göre 22 yaşındaki asker, bir sinemada “Devlerin Aşkı” isimli filmi izlerken yakalandı. Gözaltına alındı. Gazeteler ertesi gün haberi büyük puntolarla duyurdu: “Katil Erzincan’da sinemada yakalandı.”
REKLAM
Şüphelinin geçmişi araştırıldığında hırsızlıktan sabıkasının bulunduğu da ortaya çıktı. Kaynaklara göre bir yıl önce İranlı turistlerin otomobillerinden çeşitli eşyalar çaldığı için mahkûm olmuştu. Noel İstanbul’a getirildi. Türk basını büyük ilgiyle konuyu takip ediyordu. Kelepçeli olarak gazetecilerin karşısına çıkarılan zanlı, “Ben Noel, Joslin’in katili” diyerek kendini tanıttı. O dönemlerde şüpheliler gazetecilerin karşısına çıkarılır ve konuşmalarına izin verilirdi.
Cinayeti itiraf eden katil zanlısından alınan kan örneği de “B” grubu çıktı. Olay yerinde ve bıçakta bulunan kan ile uyuştu. Artık olayla ilgili maddi delil de elde edilmişti. Tüm bu çalışmaların ardından katil zanlısı detaylı ifade verdi. Noel, kan donduran cinayete uzanan olayı detaylarıyla şöyle anlatmaya başladı: “Joslin’ler oturduğumuz apartmana ben askerdeyken taşınmışlar. Daha öncelerini bilmiyorum. Zaten onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Onu öldüren adamım sadece.”
Tüyler ürperten katil zanlısının ifadesi, o dönemki gazetelere detaylarıyla yansıdı. İşte o ifade: “İlk karşılaşmamız asansörde oldu. Hizmetçisiyle birlikteydi. Bana bakıp gülümsedi. Sonra yanındaki hizmetçiye bir şeyler söyledi. 22 yaşına kadar devamlı aşağılık duygusu altında kıvranmış bir insanım. Bir kadının bana gülmesi, benim düşüncelerime göre, benimle alay etmesi demektir. Sonra birkaç kere daha rastladım ona apartmanın içinde. Karşılaşmalarımız umumiyetle pazar günleri oluyordu. Dekolte giyinmeyi seviyordu. Üstelik bana gülümsüyordu. Hiçbir şey söylemiyor, sadece gülümsüyordu.”
REKLAM
“Ondan hoşlanmaya başlamıştım. Cumartesi günü, cinayet gününün sabahı Ada’ya gittim. Erken döndüm. Evde olduğunu biliyordum. Bir şeyler yapmak istiyordum. Onu bir yere götürecektim. Bizim daireye olmazdı. Alt kattaki Baldini’lere ait daire boştu. Kendileri yazlığa gitmişlerdi. En iyisi orası diye düşündüm.”
“Tornavida ile kapı açmasını biliyordum. Yanımda tornavida değil ama bir elektrik kontrol kalemi vardı. Bununla Baldini’lerin dairesine girdim. İç kısmı tetkik edip kafamda bir plan hazırladım. Yukarıya çıkıp ‘Aşağıda hasta var. Sizi istiyorlar’ deyip onu indirecektim. Düşündüğümü yaptım. Kapılarını çaldım. Fena halde heyecanlanmıştım. Titriyordum. Kapıyı açtı. Bir şey söyleyemedim. ‘Yanlışlıkla sizin kapıyı çaldım. Dalmışım’ dedim. Tekrar aşağıya indim. Heyecanımın yatışmasını bekledim.”
“Bu on, on beş dakika kadar sürdü. Bu arada mutfaktan bir ekmek bıçağı alarak yatak odasındaki konsolun üzerine koyup üzerini örttüm. Direnirse bununla korkutacaktım. Tekrar çıkıp kapılarını çaldım. Açtı.
REKLAM
— Aşağıda on bir numarada hasta var. Sizi istiyorlar.
— Aaa, memnuniyetle gelirim, dedi. Planın ilk kısmını başarmıştım. Merdivenlerden o önde, ben arkada indik. İçeriye girince kapıyı kapatıp zincirini taktım. Doğru yatak odasına yürüdü. Yatağa baktı:
— Nerede? Hani burada hasta yok ki!
— Hasta yok. Ben sizi buraya başka maksatla indirdim. Siz çok güzelsiniz, çok hoşlanıyorum sizden… Sizin…
Önce sesini çıkarmadı. Durakladı. Yine gülümsedi.
— Bu gibi şeyleri iyi bilirim. Fakat!..”
“Yine durakladı. Kolundan tutup kendime çektim. Hırsla. Fransızca imdat diye bağırdı. Sol elimle ağzını tıkadım. İkimiz birlikte yerlere yuvarlandık. Fazlasıyla karşı koyuyordu. Komodinin üzerindeki bıçağı kapıp bacaklarına sapladım. Çabalamaya devam ediyordu…”
“Bıçağı boğazına doğru ittim. Elimi ağzından çektim. ‘İstediğini yap, ama beni öldürme’ diye fısıldadı. Bıçağı hızla sürtüp elbiselerini boydan boya parçaladım. Hayatımdaki ikinci kadına sahip olmuştum. Birincisi Erzincan genelevlerinde çalışan bir kadındı. Joslin baygın yatıyordu. Onu öldürmekten başka yapabilecek bir şeyim yoktu. Aksi halde beni ele vermesi muhakkaktı. Joslin ölmeliydi. Sol elimle gırtlağını tutup boğazını kestim. Debelenmesi kısa sürdü. Hayatıma giren ikinci kadın ölmüştü.”
“Parmak izi bırakmamak gerektiğini biliyordum. Joslin’in cesedini banyoya sürükledim. Lastik eldiven giyip cesedi yıkadım. Devamlı olarak yıkıyordum. Kendim de yıkandım. Kilotum, gömleğim, pantolonum ve atletim kanlanmıştı. Gömlekle pantolonu yıkadım. Bıçağı temizleyip yerine koydum. Kilotu, atleti yanıma alıp ıslak elbiselerle sokağa çıktım. İç çamaşırlarımı bir arsaya attım. Bir taksiye binip ablalarımın çalıştığı pastaneye gittim. ‘Denize düştüm, ellerimi midyeler kesti’ dedim. Kanlı ellerimi yıkayıp sardım.”
“Geceleyin ceset bulunduğu zaman polisler tahkikatı bizim daireden idare ettiler. Soğukkanlılığımı hiç kaybetmedim. Ama ablalarım şüphelenmişlerdi. Devamlı olarak ‘Bu işi sen yaptın’ diyorlardı. Gece üçe kadar uyuyamadım. Sabahleyin erken kalktım. Kiliseye gitmek için evden çıktım. Kilisenin kapısından geriye döndüm. İçeriye giremiyordum. Bir şey içeriye gitmeme mâni oluyordu. Eve tekrar geldim. Geceleyin de Erzincan’a hareket ettim. Yakalanacağım hiç aklıma gelmedi. Beni bulabileceklerini sanmıyordum. Suçlu olarak kapıcıyı veya bir başkasını yakalasalardı, sesimi çıkartmayacaktım. Ama olmadı. Ben Noel Soris… İstikbali mahvolmuş adam… Yirmi iki yaşında… Katil…”
Bugün bir cinayet soruşturmasında DNA, güvenlik kameraları, cep telefonu sinyalleri, HTS kayıtları ve çok sayıda dijital veri polisin elindeki en önemli araçlar arasında. Ancak yıl 1962’ydi. Cinayet Masası’nın elinde bunların hiçbiri yoktu. Mutfakta yarım bırakılan bir mayonezle başlayan esrarengiz kayıp, Cinayet Masası’nın sabırlı çalışması ve dönemin kriminal inceleme yöntemleriyle çözüldü. Cinayetin sırrını çözen şey, katilin söylemeye çalıştığı yalanlar değil, susturamadığı deliller oldu. Çünkü bazen olay yerinde bırakılan küçücük bir iz, en ayrıntılı itiraftan bile daha fazla şey anlatır. Olay yerinde bulunan “B” grubu kan, yıllarca konuşulan bu cinayetin çözülmesini sağladı.
ÖNERİLEN VİDEO REKLAM advertisement100 REKLAM advertisement100
GÜNDEM
20 dakika önceGÜNDEM
37 dakika önceGÜNDEM
1 saat önceGÜNDEM
2 saat önceGÜNDEM
6 saat önceGÜNDEM
7 saat önceGÜNDEM
11 saat önce
1
Enver Aysever’den Erdoğan’a destek: Bak birader, adamın tepesini attırma!
281 kez okundu
2
Kırıkkale’de vahşet! Damat, kayınpederi ve kayınvalidesini bıçakla yaraladı
213 kez okundu
3
İstanbul Boğazı’ndan 2 saat arayla 2 erkek cesedi çıkarıldı! Kimlikleri belli oldu
183 kez okundu
4
Son dakika: Trump’ın Türkiye sözleri! Erdoğan: Doğru söze ne denir? Tespitler yerinde
170 kez okundu
5
SON DAKİKA HABERLER | Bir çocukları vardı… Kocasını kalbinden bıçakladı! | Son dakika haberleri
159 kez okundu